brit.

İngilizce "brit." kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1General
brit.(verb)
askeri teçhizat sağlamak
2General
brit.(verb)
askeri giyecek vermek
3General
brit.(verb)
egzotikleştirmek
4General
brit.(verb)
bakım vermek
5General
brit.(verb)
rahat ettirmek
6General
brit.(verb)
özgürlüğünü kısıtlamak
7General
brit.(verb)
sınırlandırmak
8General
brit.(verb)
(parayı) tereddüt ederek göstermek
9General
brit.(verb)
çöp atmak
10General
brit.(verb)
(içkiyi) bir dikişte içmek
11General
brit.(verb)
parmak uçlarında yürümek
12General
brit.(verb)
ufak adımlarla gitmek
13General
brit.(verb)
yuvarlamak
14General
brit.(verb)
yuvarlanmak
15General
brit.(verb)
araba oku
16General
brit.(verb)
(ayakkabı, giysi) onararak, yenileyerek veya eski malzemelerden üreterek dönüştürmek
17General
brit.(verb)
metroyla gitmek
18General
brit.(verb)
bir kitapta (kelime, bilgi, cümle) aramak
19General
brit.(verb)
(bir kitaba) bakmak
20General
brit.(verb)
(bir kitaba) danışmak
21General
brit.(verb)
kartı çevirip açmak
22General
brit.(verb)
dönmek
23General
brit.(verb)
çevrilmek
24General
brit.(verb)
daha erken bir tarihte yapmak
25General
brit.(verb)
erkene almak
26General
brit.(noun)
pişik
27General
brit.(noun)
ingiliz
28General
brit.(noun)
patlıcan
29General
brit.(noun)
kayıp ve buluntu eşya bürosu
30General
brit.(noun)
kayıp eşya bürosu
31General
brit.(noun)
(genelde şehir dışında) alışveriş merkezi
32General
brit.(noun)
konser öncesi ana grup öncesi çıkan grup
33General
brit.(noun)
ön grup
34General
brit.(noun)
kulak temizleme çubuğu
35General
brit.(noun)
britanyalı
36General
brit.(noun)
yol tuzlama aracı
37General
brit.(noun)
tıp öğrencisi ya da doktoru
38General
brit.(noun)
taş sektirme
39General
brit.(noun)
teçhizat
40General
brit.(noun)
donanım
41General
brit.(noun)
kanat
42General
brit.(noun)
kanatçık
43General
brit.(noun)
(okulda verilen) ufak ceza
44General
brit.(noun)
hafif yapmur
45General
brit.(noun)
sıçrayan su veya çamur
46General
brit.(noun)
kulak temizleme pamuğu
47General
brit.(noun)
pinti
48General
brit.(noun)
cimri
49General
brit.(noun)
aşırı tutumlu
50General
brit.(noun)
çılgın kimse
51General
brit.(noun)
serbest hayat yaşayan kimse
52General
brit.(noun)
uygunsuz davranış
53General
brit.(noun)
aptalca davranış
54General
brit.(noun)
sıradışı davranış
55General
brit.(noun)
ahlaksız davranış
56General
brit.(noun)
berduş
57General
brit.(noun)
serseri
58General
brit.(noun)
ara sıra belediyeden yardım alan kimse
59General
brit.(noun)
tavsiye
60General
brit.(noun)
öneri
61General
brit.(noun)
vaadini tutamama
62General
brit.(noun)
sözünde duramama
63General
brit.(noun)
diplomaya ek olarak ingiliz kütüphaneciler derneğinden lisans da almış olan kütüphaneci
64General
brit.(noun)
yeminli eksper
65General
brit.(noun)
mesleki gereksinimlerini karşılayacak niteliklere, eğitime ve deneyime sahip lisanslı bilirkişi
66General
brit.(noun)
boş muhabbet
67General
brit.(noun)
gevezelik
68General
brit.(noun)
ingiliz soylusu
69General
brit.(noun)
ambalaj diken kimse
70General
brit.(noun)
bir şeyden sorumlu olan kimse
71General
brit.(noun)
diğer işçilere el emeği ile yardım eden nispeten vasıfsız işçi
72General
brit.(noun)
tanımlanmış görev
73General
brit.(noun)
atanmış görev
74General
brit.(noun)
tanımlanmış faaliyet alanı
75General
brit.(noun)
üniversiteye veya mahkemeye düzensiz olarak, bir süreliğine katılan kimse
76General
brit.(noun)
falaka sopasıyla dövme cezası
77General
brit.(noun)
sarayda yaşayanlar
78General
brit.(noun)
sıcak yer
79General
brit.(noun)
her zaman
80General
brit.(noun)
işçi sınıfı
81General
brit.(noun)
hırsızları tutuklayan kimse
82General
brit.(noun)
eşkıyaları tutuklayan kimse
83General
brit.(noun)
çocukların kolayca suça sürüklendiği, hırsızların barındığı gecekondu mahallesi
84General
brit.(noun)
kapsam
85General
brit.(noun)
zemin kattan sonraki üçüncü kat
86General
brit.(noun)
21 aralık'ta st. thomas gününde evden eve dolaşıp dilenmek
87General
brit.(noun)
kartvizit
88General
brit.(noun)
kütüphane ödünç alma kartı
89General
brit.(noun)
lojman
90General
brit.(noun)
işverene ait, çalışanın kullanımına sunulmuş ev veya yazlık
91General
brit.(noun)
(bar) kapanma zamanı
92General
brit.(noun)
gezgin
93General
brit.(noun)
ufacık çocuk
94General
brit.(noun)
bebek
95General
brit.(noun)
yalı hırsızı
96General
brit.(noun)
damatlık giyen damat
97General
brit.(noun)
tarife
98General
brit.(noun)
program
99General
brit.(noun)
ders programı
100General
brit.(noun)
celladın kullandığı ip
101General
brit.(noun)
daksil
102General
brit.(noun)
daktilo silgisi
103General
brit.(noun)
anksiyete hali
104General
brit.(noun)
heyecan hali
105General
brit.(noun)
sokak
106General
brit.(noun)
yol
107General
brit.(noun)
otoban
108General
brit.(noun)
otoban soygunu
109General
brit.(noun)
gür yığın
110General
brit.(noun)
dolaşık ve kaba kütle
111General
brit.(noun)
yiyecek
112General
brit.(noun)
bir parça ekmek
113General
brit.(noun)
biletlerin döner bir tamburdan çekildiği bir piyango türü
114General
brit.(noun)
saatte yüz mil hız yapma
115General
brit.(noun)
kaymak tabaka
116General
brit.(noun)
aristokrat sınıfı
117General
brit.(noun)
itibarlı kimse
118General
brit.(noun)
seçkin kimse
119General
brit.(noun)
saygın kimse
120General
brit.(noun)
çöpten kullanılabilir veya satılabilir eşya arama
121General
brit.(noun)
kartvizit
122General
brit.(noun)
tren istasyonuna gidip tren sayılarını kaydetme faaliyeti
123General
brit.(noun)
genel işleri gören hizmetçi
124General
brit.(noun)
giysi, şemsiye veya eski ayakkabı tamircisi
125General
brit.(noun)
kamyoncu lokantası
126General
brit.(noun)
polis memuru
127General
brit.(noun)
dedektif
128General
brit.(noun)
giysi, şemsiye veya eski ayakkabı tamircisi
129General
brit.(noun)
fötr şapka
130General
brit.(noun)
getir götür işleri yapan eleman
131General
brit.(noun)
kurye
132General
brit.(noun)
müstahdem
133General
brit.(noun)
telaşlı kimse
134General
brit.(noun)
hızlı hareket eden kimse
135General
brit.(noun)
uzun ve sığ bir sepet türü
136General
brit.(noun)
eski bir buğday ölçüm birimi
137General
brit.(noun)
çeşitli saman ölçü birimlerine verilen ad
138General
brit.(noun)
eski dönemlerde alkol kaçakçılığında kullanılan büyük fıçı
139General
brit.(noun)
ziyafet
140General
brit.(noun)
çok miktarda yemek
141General
brit.(noun)
ziyafet
142General
brit.(noun)
kaba saba kimse
143General
brit.(noun)
ahlaksız kimse
144General
brit.(noun)
büyük öğün
145General
brit.(noun)
ziyafet sofrası
146General
brit.(noun)
şalgamdan yapılmış cadılar bayramı feneri
147General
brit.(noun)
öcü
148General
brit.(noun)
umacı
149General
brit.(noun)
iki kere kaybeden kimse
150General
brit.(noun)
moda
151General
brit.(noun)
stil
152General
brit.(noun)
kuvvetli iştah
153General
brit.(noun)
külah biçimi verilmiş saklama kağıdı
154General
brit.(noun)
kornet
155General
brit.(noun)
sadaka
156General
brit.(noun)
(kadın) ambulans çalışanı
157General
brit.(noun)
(kadın) ambulans görevlisi
158General
brit.(noun)
üyelik ücreti
159General
brit.(noun)
analiz etme
160General
brit.(noun)
birine hizmet eden kimse
161General
brit.(noun)
ihtiyar heyeti üyesi
162General
brit.(noun)
şehir ayanı
163General
brit.(noun)
belediye meclis üyesi
164General
brit.(noun)
eylül ayında görülen pastırma yazı
165General
brit.(noun)
çevre sağlığı memuru
166General
brit.(noun)
halk sağlığı müfettişi
167General
brit.(adjective)
şüpheci
168General
brit.(adjective)
askeri olarak teçhizalandırılmış
169General
brit.(adjective)
yaz ile ilgili
170General
brit.(adjective)
yaz
171General
brit.(adjective)
saldırgan
172General
brit.(adjective)
agresif
173General
brit.(adjective)
saatin çıkardığı tik tak sesi
174General
brit.(adjective)
müthiş
175General
brit.(adjective)
türünün en iyisi
176General
brit.(adjective)
çok güzel
177General
brit.(adjective)
sürgün cezası verilebilir
178General
brit.(adjective)
sürgün içeren
179General
brit.(adjective)
sürgün edilebilir
180General
brit.(adjective)
fazla zarif
181General
brit.(adjective)
fazla şık
182General
brit.(adjective)
çıtkırıldım
183General
brit.(adjective)
bir yerde sınırlı süreyle çalışmakta olan
184General
brit.(adjective)
(yerel otorite tarafından) iyi halde tutulmayan
185General
brit.(adjective)
(yerel otorite tarafından) bakımı sağlanmayan
186General
brit.(adverb)
zerre kadar
187General
brit.(adverb)
şu kadarcık bile
188General
brit.(adverb)
tamamen
189General
brit.(adverb)
tam olarak
190General
brit.(adverb)
bütünüyle
191General
brit.(interjection)
(av köpeklerine) dur!
192Phrasals
brit.(verb)
yetişip geçmek
193Phrasals
brit.(verb)
etrafı toparlamak üzere (bir şeyi) yerine koymak
194Phrasals
brit.(verb)
(birine bir şeyi) dayatmaya çalışmak
195Phrasals
brit.(verb)
birini zekasıyla alt etmek için (bir şeyi) kullanmak
196Phrasals
brit.(verb)
(inandırıcı olmayan) mazeret uydurmak
197Phrasals
brit.(verb)
ayak uydurmak
198Phrasals
brit.(verb)
uyuşmak
199Phrasals
brit.(verb)
dışarı atmak
200Phrasals
brit.(verb)
kovmak
201Phrasals
brit.(verb)
kapı dışarı etmek
202Phrasals
brit.(verb)
stoklama sebebiyle elden çıkarmak
203Phrasals
brit.(verb)
evlilik bağı kurmak
204Phrasals
brit.(verb)
ekşimek
205Phrasals
brit.(verb)
bozulup ziyan olmak
206Phrasals
brit.(verb)
bozulmak
207Phrasals
brit.(verb)
kanal değiştirmek
208Phrasals
brit.(noun)
(birini yatırırken) çarşafla sarmalamak
209Phrases
brit.(noun)
hızı artırma
210Phrases
brit.(noun)
süreci hızlandırma
211Phrases
brit.(adverb)
her birine
212Phrases
brit.(adverb)
ayrı ayrı herkese
213Phrases
brit.(expression)
eden bulur
214Phrases
brit.(expression)
ettiğini bulma
215Phrases
brit.(expression)
eden bulur inleyen ölür
216Phrases
brit.(expression)
kimsenin ahı kimsede kalmaz
217Phrases
brit.(expression)
kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz
218Phrases
brit.(expression)
dur!
219Phrases
brit.(expression)
durdur şunu!
220Proverb
brit.(-1)
ayağını yorganına göre uzat
221Proverb
brit.(-1)
hesabını bil
222Colloquial
brit.(verb)
tatlı sözle kandırmak
223Colloquial
brit.(verb)
tavlamak
224Colloquial
brit.(verb)
kandırarak ikna etmek
225Colloquial
brit.(verb)
tüyo vermek
226Colloquial
brit.(verb)
birine gizli bilgi vermek
227Colloquial
brit.(verb)
amaçsızca yürümek
228Colloquial
brit.(verb)
dolandırmak
229Colloquial
brit.(noun)
tatlı sözle kandırmak
230Colloquial
brit.(noun)
tavlamak
231Colloquial
brit.(noun)
kandırarak ikna etmek
232Colloquial
brit.(noun)
telaş
233Colloquial
brit.(noun)
kargaşa
234Colloquial
brit.(noun)
(ingiltere'de) lordlar kamarasına nadir gelen üye
235Colloquial
brit.(noun)
kadın
236Colloquial
brit.(noun)
televizyon alıcısı
237Colloquial
brit.(noun)
kızgınlık
238Colloquial
brit.(noun)
üzüntü
239Colloquial
brit.(noun)
salaklığın daniskası
240Colloquial
brit.(noun)
gereken
241Colloquial
brit.(noun)
sosyal güvenlik desteği
242Colloquial
brit.(noun)
sıklıkla
243Colloquial
brit.(noun)
devamlı
244Colloquial
brit.(noun)
habire
245Colloquial
brit.(noun)
(cinsiyetsiz kullanımda) kendi
246Colloquial
brit.(noun)
(cinsiyetsiz kullanımda) kendisi
247Colloquial
brit.(noun)
morali ve sağlığı yerinde olan kimse
248Colloquial
brit.(noun)
birçok şey
249Colloquial
brit.(noun)
silahlı kuvvetlerden atılma belgesi
250Colloquial
brit.(noun)
derideki kir izi
251Colloquial
brit.(noun)
yaramaz çocuk
252Colloquial
brit.(noun)
maç başı kadroda değişiklik yaparak yeni şeyler deneyen teknik direktör
253Colloquial
brit.(noun)
çağrı
254Colloquial
brit.(noun)
arama
255Colloquial
brit.(noun)
eşsiz
256Colloquial
brit.(noun)
eşi benzeri olmayan
257Colloquial
brit.(noun)
kimseye benzemeyen
258Colloquial
brit.(noun)
kendine has
259Colloquial
brit.(noun)
türünün tek örneği
260Colloquial
brit.(noun)
eşi benzeri olmayan
261Colloquial
brit.(noun)
züppelik
262Colloquial
brit.(noun)
giyim mağazası
263Colloquial
brit.(noun)
zengin çevresi ve ailesi üzerinden geçinen genç
264Colloquial
brit.(noun)
terebentin
265Colloquial
brit.(noun)
belirli çam ağaçlarının buhar ile damıtılması ile elde edilen uçucu yağ
266Colloquial
brit.(noun)
kamusal sosyal yardım
267Colloquial
brit.(noun)
kulak deliği
268Colloquial
brit.(noun)
elektriksel güç
269Colloquial
brit.(noun)
elektrik kuvveti
270Colloquial
brit.(adjective)
tıkır tıkır
271Colloquial
brit.(adjective)
sorunsuz
272Colloquial
brit.(adjective)
züppe
273Colloquial
brit.(interjection)
selam
274Colloquial
brit.(expression)
arzu nesnesi
275Colloquial
brit.(expression)
taş gibi
276Colloquial
brit.(expression)
ilik gibi
277Colloquial
brit.(expression)
kütür kütür
278Colloquial
brit.(expression)
erik gibi
279Colloquial
brit.(expression)
sütun gibi
280Colloquial
brit.(expression)
at gibi
281Colloquial
brit.(expression)
(genelde verilen siparişe cevaben) tabii, olur, hemen geliyor
282Colloquial
brit.(expression)
her şey tıkırında
283Colloquial
brit.(expression)
arkasını dönüp bir şey yapmak (gitmek, ayrılmak)
284Colloquial
brit.(expression)
(kendi) masasında
285Colloquial
brit.(expression)
merhaba
286Idioms
brit.(verb)
gerçek olarak kabul etmek
287Idioms
brit.(verb)
doğru olduğunu varsaymak
288Idioms
brit.(verb)
(birinin) sabrını zorlamak
289Idioms
brit.(verb)
(birini) çileden çıkarmaya çalışmak
290Idioms
brit.(verb)
(biriyle) cinsel ilişki kurmaya çalışmak
291Idioms
brit.(verb)
yalakalık etmek
292Idioms
brit.(verb)
bir tarafını yalamak
293Idioms
brit.(verb)
yalakalık etmek
294Idioms
brit.(verb)
bir tarafını yalamak
295Idioms
brit.(verb)
aşırı mutsuz görünmek
296Idioms
brit.(verb)
bir şeyi sıkıca tutmak
297Idioms
brit.(verb)
bar bar dolaşıp içki içmek
298Idioms
brit.(verb)
bir şeyi yapmaya cesareti olmak
299Idioms
brit.(verb)
birine bir şans vermek
300Idioms
brit.(verb)
birini rahatsız etmek
301Idioms
brit.(verb)
bir şeyi sımsıkı tutmak
302Idioms
brit.(verb)
bir deri bir kemik olmak
303Idioms
brit.(verb)
bir şeyi sıkıca tutmak
304Idioms
brit.(verb)
bir şeye sımsıkı tutunmak
305Idioms
brit.(verb)
bar bar dolaşmak
306Idioms
brit.(verb)
bir şeyi sımsıkı tutmak
307Idioms
brit.(verb)
bir şeye sımsıkı tutunmak
308Idioms
brit.(verb)
çenesi düşük olmak
309Idioms
brit.(verb)
çok konuşmak
310Idioms
brit.(verb)
derinden etkilemek/sarsmak
311Idioms
brit.(verb)
çok mutlu olmak
312Idioms
brit.(verb)
çok mutlu olmak
313Idioms
brit.(verb)
carcar konuşmak
314Idioms
brit.(verb)
çenesi düşmek
315Idioms
brit.(verb)
çok tembel olmak
316Idioms
brit.(verb)
enerjisi tükenmek
317Idioms
brit.(verb)
farklı telden çalmak
318Idioms
brit.(verb)
eceli ile ölmek
319Idioms
brit.(verb)
eli darda olmak
320Idioms
brit.(verb)
işlere köstek olmak
321Idioms
brit.(verb)
içki içmeye çıkmak
322Idioms
brit.(verb)
işlere köstek olmak
323Idioms
brit.(verb)
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak
324Idioms
brit.(verb)
kirli çamaşırlarını ortaya dökmek
325Idioms
brit.(verb)
kısa yoldan köşeyi döndürmek
326Idioms
brit.(verb)
kontrolü eline almak
327Idioms
brit.(verb)
kayıplara karışmak
328Idioms
brit.(verb)
olay çıkarmak
329Idioms
brit.(verb)
kayıplara karışmak
330Idioms
brit.(verb)
sırra kadem basmak
331Idioms
brit.(verb)
paraya para dedirtmemek
332Idioms
brit.(verb)
rayına oturmak
333Idioms
brit.(verb)
sırra kadem basmak
334Idioms
brit.(verb)
paraya sıkışık olmak
335Idioms
brit.(verb)
yaptığı bir şey yüzünden birini suçlu hissettirmek
336Idioms
brit.(verb)
(bir şey için) sıraya girmek
337Idioms
brit.(verb)
yitip gitmek
338Idioms
brit.(verb)
yüzünden düşen bin parça olmak
339Idioms
brit.(verb)
yok olup gitmek
340Idioms
brit.(verb)
yok olup gitmek
341Idioms
brit.(verb)
yoluna girmek
342Idioms
brit.(verb)
(bir şey için) kuyruğa girmek
343Idioms
brit.(verb)
yok olmak
344Idioms
brit.(verb)
yok olmak
345Idioms
brit.(noun)
çok eski zaman
346Idioms
brit.(noun)
fi tarihi
347Idioms
brit.(noun)
nuh zamanı
348Idioms
brit.(noun)
uzmanlık alanı
349Idioms
brit.(noun)
(kadın) arzu nesnesi
350Idioms
brit.(noun)
basit iş
351Idioms
brit.(noun)
infial yaratan
352Idioms
brit.(noun)
ses getiren
353Idioms
brit.(noun)
selam çakma
354Idioms
brit.(noun)
ağzında sakız varmış gibi konuşma
355Idioms
brit.(noun)
hayalleri süsleyen para/servet
356Idioms
brit.(noun)
arkaların ve yanların kısa olduğu saç modeli
357Idioms
brit.(noun)
arkaların ve yanların kısa olduğu saç modeli
358Idioms
brit.(noun)
kısa ve öz
359Idioms
brit.(noun)
kısa ve özlü/etkili ceza
360Idioms
brit.(noun)
söylenmek/eleştirmek için bahane
361Idioms
brit.(noun)
ilgi alanı
362Idioms
brit.(noun)
seks objesi olarak görülen kadın
363Idioms
brit.(noun)
kolay iş
364Idioms
brit.(noun)
ses getiren
365Idioms
brit.(noun)
bomba etkisi yaratan
366Idioms
brit.(noun)
kaş göz etme
367Idioms
brit.(noun)
üst perdeden konuşma
368Idioms
brit.(noun)
az ve öz
369Idioms
brit.(noun)
kısa ama sert ceza
370Idioms
brit.(noun)
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
371Idioms
brit.(noun)
cinsel obje olarak görülen kadın
372Idioms
brit.(noun)
temiz iş
373Idioms
brit.(noun)
bomba etkisi yaratan
374Idioms
brit.(noun)
infilak yaratan
375Idioms
brit.(noun)
göz etme
376Idioms
brit.(noun)
kibirli kibirli konuşma
377Idioms
brit.(noun)
kısa ve yerinde
378Idioms
brit.(noun)
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
379Idioms
brit.(noun)
sıkıntısız iş
380Idioms
brit.(noun)
yıkıcı
381Idioms
brit.(noun)
yıkıcı
382Idioms
brit.(noun)
göz ardı etme
383Idioms
brit.(noun)
böbürlenerek konuşma
384Idioms
brit.(noun)
kritik hamle
385Idioms
brit.(noun)
son noktayı koyan hamle
386Idioms
brit.(noun)
görmemiş gibi davranma
387Idioms
brit.(noun)
üstünlük taslayarak konuşma
388Idioms
brit.(noun)
önemli hamle
389Idioms
brit.(noun)
kritik hamle
390Idioms
brit.(noun)
çıtlatma
391Idioms
brit.(noun)
üstten üstten konuşma
392Idioms
brit.(noun)
işi bitiren hamle
393Idioms
brit.(noun)
arazinin/toprağın özellikleri
394Idioms
brit.(noun)
ağır top
395Idioms
brit.(noun)
alkol içip etrafını rahatsız eden tip
396Idioms
brit.(noun)
bir şeyin durumu/hali
397Idioms
brit.(noun)
bir gruptaki en güçlü ya da en başarılı kişi
398Idioms
brit.(noun)
ciddi olmayan ama kolay bulaşan hastalık
399Idioms
brit.(noun)
çok para kazandıran iş
400Idioms
brit.(noun)
ele alınan/tartışılan/söz konusu konu
401Idioms
brit.(noun)
eşcinsellerin alım gücü
402Idioms
brit.(noun)
gündemdeki konu
403Idioms
brit.(noun)
gizli ortak
404Idioms
brit.(noun)
içip içip sapıtan kimse
405Idioms
brit.(noun)
ilkokul şakası
406Idioms
brit.(noun)
karlı iş
407Idioms
brit.(noun)
pembe para
408Idioms
brit.(noun)
tehlike belirtisi/işareti
409Idioms
brit.(noun)
(bir işin) en zor kısmı
410Idioms
brit.(adjective)
gece geç saatlerde alem yapan
411Idioms
brit.(adjective)
hırpani
412Idioms
brit.(adjective)
kılıksız
413Idioms
brit.(adjective)
tehditkar (davranış)
414Idioms
brit.(adverb)
feleğin çemberinden
415Idioms
brit.(adverb)
çok büyük zorluklardan
416Idioms
brit.(adverb)
zarar görerek
417Idioms
brit.(adverb)
kötü bir deneyim geçirerek
418Idioms
brit.(expression)
bıçaklar/silahlar çekildi
419Idioms
brit.(expression)
herkes ona yükleniyor
420Idioms
brit.(expression)
darağacı kuruldu
421Idioms
brit.(expression)
bütün silahlar ona yöneltildi
422Idioms
brit.(expression)
eleştirilerin hedefi haline geldi
423Idioms
brit.(expression)
hedef gösterildi
424Idioms
brit.(expression)
rengi (uygun) gitmek
425Idioms
brit.(expression)
rengi uyumlu olmak
426Idioms
brit.(expression)
çok meşgul
427Idioms
brit.(expression)
hazır ve nazır
428Idioms
brit.(expression)
tüm yıl boyunca
429Idioms
brit.(expression)
yıl boyunca
430Idioms
brit.(expression)
saatlerdir
431Idioms
brit.(expression)
çok uzun süreler
432Idioms
brit.(expression)
aceleye getirilen (iş)
433Idioms
brit.(expression)
alelacele/ayaküstü yapılan
434Idioms
brit.(expression)
eski püskü giyinmiş
435Idioms
brit.(expression)
hazırlıksız/irticalen
436Idioms
brit.(expression)
en başından beri
437Idioms
brit.(expression)
en başından beri
438Idioms
brit.(expression)
işler tersine döndü
439Idioms
brit.(expression)
sefil
440Idioms
brit.(expression)
yürürken/ayakta (bir şeyler yemek/yapmak)
441Idioms
brit.(expression)
yırtık pırtık giymiş
442Slang
brit.(verb)
görmek
443Slang
brit.(verb)
fark etmek
444Slang
brit.(noun)
moda
445Slang
brit.(noun)
geçici heves
446Slang
brit.(noun)
gelip geçici merak
447Slang
brit.(noun)
et pazarı
448Slang
brit.(noun)
kadınların salt teşhir objesi olarak muamele gördüğü etkinlik
449Slang
brit.(noun)
şampanya
450Slang
brit.(noun)
önemsiz insan
451Slang
brit.(noun)
değersiz insan
452Slang
brit.(noun)
solda sıfır
453Slang
brit.(noun)
dağlı anlamında kullanılan aşağılayıcı ifade
454Slang
brit.(noun)
kalın kafalı
455Slang
brit.(noun)
aptal
456Slang
brit.(noun)
kalın kafalı
457Slang
brit.(noun)
aptal
458Slang
brit.(noun)
boktan iş/şey
459Slang
brit.(noun)
adamın burnundan getiren iş/şey
460Slang
brit.(noun)
adamın anasını ağlatan iş/şey
461Slang
brit.(noun)
aşağılık kimse
462Slang
brit.(noun)
aptal kimse
463Slang
brit.(noun)
aşağılık kimse
464Slang
brit.(noun)
motorlu bir aracı gasp ederek kaçma
465Slang
brit.(noun)
motorlu bir aracı gasp ederek kaçma
466Slang
brit.(noun)
istenmeyen fikir
467Slang
brit.(noun)
üç kuruşluk değeri olmayan görüş
468Slang
brit.(noun)
akıllı görünmeye çalışan kimse
469Slang
brit.(noun)
bilmiş
470Slang
brit.(noun)
caddede arabayla tur atıp fahişe arayan adam
471Slang
brit.(noun)
ukala
472Slang
brit.(noun)
(kutlama vb amacıyla) yumruk çakma
473Slang
brit.(noun)
zeki geçinen tip
474Slang
brit.(noun)
(özellikle evli olmayan iki insanın) haftasonu kaçamağı
475Slang
brit.(adjective)
dağlılara yakışan
476Slang
brit.(adjective)
turist gibi
477Slang
brit.(adjective)
seyyah gibi
478Slang
brit.(adjective)
turistlere yönelik
479Trade/Economic
brit.(noun)
bakkal
480Trade/Economic
brit.(noun)
perakendeci
481Trade/Economic
brit.(noun)
yürürlükte tutulan ipotek veya uzun süreli kiralama
482Trade/Economic
brit.(noun)
üç peni değerindeki madeni para
483Trade/Economic
brit.(noun)
bira satış noktasının mallarını belirli bir firmadan satın alma yükümlülüğü
484Trade/Economic
brit.(noun)
işçi sendikası
485Trade/Economic
brit.(noun)
pazarlanabilir ürünlerin derecelendirilmesi
486Trade/Economic
brit.(noun)
hisse senedinin alış ve satış fiyatlarının tam ortasındaki değer
487Trade/Economic
brit.(noun)
fiyat değişikliği
488Trade/Economic
brit.(noun)
gelirin vergi muafiyetine tabi olan kısmı
489Trade/Economic
brit.(noun)
dükkan vitrini
490Trade/Economic
brit.(noun)
mağaza vitrini
491Trade/Economic
brit.(noun)
şirket kaşesi
492Trade/Economic
brit.(noun)
vitrin (mağaza vb)
493Trade/Economic
brit.(noun)
gelire bağlı zam
494Trade/Economic
brit.(adjective)
fiyatı düşürülmüş
495Trade/Economic
brit.(adjective)
indirimli
496Trade/Economic
brit.(adjective)
gelire bağlı olarak hesaplanan
497Law
brit.(verb)
çalıntı mal alıp satmak
498Law
brit.(noun)
duruşma bekleyen davaların listesi
499Law
brit.(noun)
karakol kayıt defteri
500Law
brit.(noun)
günlük olay kaydı

💡 Kullanım İpucu

"brit." kelimesi 500 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"brit." kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git