drive-

İngilizce "drive-" kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1Common Usage
drive-(verb)
çıldırtmak
2Common Usage
drive-(verb)
çıldırtmak
3Common Usage
drive-(verb)
sürmek
4Common Usage
drive-(verb)
araba sürmek
5Common Usage
drive-(noun)
dürtü
6Irregular Verb
drive-(verb)
test-drove - test-driven
7Irregular Verb
drive-(verb)
drove - driven
8General
drive-(verb)
kovmak
9General
drive-(verb)
kullanmak
10General
drive-(verb)
arabayla geri dönmek
11General
drive-(verb)
geri dönmek zorunda bırakmak
12General
drive-(verb)
köşeye sıkıştırmak
13General
drive-(verb)
kastetmek
14General
drive-(verb)
kovmak
15General
drive-(verb)
deli etmek
16General
drive-(verb)
içeri girmek
17General
drive-(verb)
arabayla geçmek
18General
drive-(verb)
kovmak
19General
drive-(verb)
hareket ettirmek
20General
drive-(verb)
araba kullanmak
21General
drive-(verb)
çakmak
22General
drive-(verb)
dışarı sürmek
23General
drive-(verb)
arabayla sahilden gitmek
24General
drive-(verb)
sıkmak
25General
drive-(verb)
araba kullanmak
26General
drive-(verb)
delirtmek
27General
drive-(verb)
çivi çakmak
28General
drive-(verb)
delirtmek
29General
drive-(verb)
sürmek
30General
drive-(verb)
saplamak
31General
drive-(verb)
araba ile gitmek
32General
drive-(verb)
delirtmek
33General
drive-(verb)
deli etmek
34General
drive-(verb)
önüne katmak
35General
drive-(verb)
sokmak
36General
drive-(verb)
savmak
37General
drive-(verb)
deli etmek
38General
drive-(verb)
arabayla uzaklaşmak
39General
drive-(verb)
yükseltmek
40General
drive-(verb)
kaçırmak
41General
drive-(verb)
çalıştırmak
42General
drive-(verb)
defetmek
43General
drive-(verb)
demek istemek
44General
drive-(verb)
fıttırtmak
45General
drive-(verb)
tünel açmak
46General
drive-(verb)
birini çıldırtmak
47General
drive-(verb)
püskürtmek
48General
drive-(verb)
arabayla uzaklaşmak
49General
drive-(verb)
birini deliye çevirmek
50General
drive-(verb)
çivi çakmak
51General
drive-(verb)
kastetmek
52General
drive-(verb)
arabayla gitmek
53General
drive-(verb)
araba ile gezmek
54General
drive-(verb)
kakmak
55General
drive-(verb)
kafasını kızdırmak
56General
drive-(verb)
içeri sokmak
57General
drive-(verb)
köşeye sıkıştırmak
58General
drive-(verb)
defetmek
59General
drive-(verb)
yukarı çekmek
60General
drive-(verb)
çekmek
61General
drive-(verb)
sürüklenmek
62General
drive-(verb)
birini deli etmek
63General
drive-(verb)
açmaza düşürmek
64General
drive-(verb)
arabayla geri götürmek
65General
drive-(verb)
umutsuzluğa düşürmek
66General
drive-(verb)
defetmek
67General
drive-(verb)
intihara sürüklemek
68General
drive-(verb)
arabayla önünden geçmek
69General
drive-(verb)
çileden çıkarmak
70General
drive-(verb)
birini çılgına çevirmek
71General
drive-(verb)
kuvvet
72General
drive-(verb)
zorlamak
73General
drive-(verb)
çıkarmak
74General
drive-(verb)
ilerletmek
75General
drive-(verb)
acele etmek
76General
drive-(verb)
araçla bir yerden ayrılmak
77General
drive-(verb)
kıstırmak
78General
drive-(verb)
sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek
79General
drive-(verb)
kovmak
80General
drive-(verb)
çıldırtmak
81General
drive-(verb)
sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek
82General
drive-(verb)
çılgına çevirmek
83General
drive-(verb)
arabayla gitmek
84General
drive-(verb)
delirtmek
85General
drive-(verb)
birini çok kızdırmak
86General
drive-(verb)
aracı hızlı sürmek
87General
drive-(verb)
kovalamak
88General
drive-(verb)
otomobil kullanmak
89General
drive-(verb)
alkollü araba kullanmak
90General
drive-(verb)
araba ile götürmek
91General
drive-(verb)
çakmak
92General
drive-(verb)
deli etmek
93General
drive-(verb)
gütmek
94General
drive-(verb)
ileri sürmek
95General
drive-(verb)
kazık çakmak
96General
drive-(verb)
gezinti yapmak
97General
drive-(verb)
defetmek
98General
drive-(verb)
deli etmek
99General
drive-(verb)
çıldırtmak
100General
drive-(verb)
sıkıştırmak
101General
drive-(verb)
çıldırtmak
102General
drive-(verb)
deli etmek
103General
drive-(verb)
delirtmek
104General
drive-(verb)
bunaltmak
105General
drive-(verb)
deli etmek
106General
drive-(verb)
çıldırtmak
107General
drive-(verb)
deli etmek
108General
drive-(verb)
çıldırtmak
109General
drive-(verb)
azdırmak
110General
drive-(verb)
deli etmek
111General
drive-(verb)
öne çıkarmak
112General
drive-(verb)
geri itmek
113General
drive-(verb)
araçla gezmek
114General
drive-(verb)
sıkı pazarlık yapmak
115General
drive-(verb)
sıkı bir pazarlığa girişmek
116General
drive-(verb)
araba sürememek
117General
drive-(verb)
araba sürememek
118General
drive-(verb)
sürüm sürüm süründürmek
119General
drive-(verb)
(araçla) sınırı geçmek
120General
drive-(verb)
alkollü araç kullanmak
121General
drive-(verb)
araçla sınır dışına çıkmak/sınırı geçmek
122General
drive-(verb)
yurt dışına çıkış yapmak
123General
drive-(verb)
çaresizliğe sürüklemek
124General
drive-(verb)
araba ile yol almak
125General
drive-(verb)
borç batağına sürüklemek
126General
drive-(verb)
arabayla gezintiye çıkmak
127General
drive-(verb)
traktör kullanmak
128General
drive-(verb)
traktör sürmek
129General
drive-(verb)
hız yapmak
130General
drive-(verb)
sürat yapmak
131General
drive-(verb)
hız yapmak
132General
drive-(verb)
sürat yapmak
133General
drive-(verb)
davar gütmek
134General
drive-(verb)
güç sağlamak
135General
drive-(verb)
(arabayla) gitmek
136General
drive-(verb)
vurmak
137General
drive-(verb)
sevk etmek
138General
drive-(verb)
yürütmek
139General
drive-(verb)
arabayla götürmek
140General
drive-(verb)
tahrik etmek
141General
drive-(verb)
(araba) kullanmak
142General
drive-(verb)
yönlendirmek
143General
drive-(verb)
ikna edici bir şekilde anlatmak
144General
drive-(verb)
inandırıcı bir biçimde açıklamak
145General
drive-(verb)
deneme sürüşü yapmak
146General
drive-(verb)
aklını başından almak
147General
drive-(verb)
araç kullanmak
148General
drive-(verb)
km hızla gitmek
149General
drive-(verb)
km hızla gitmek
150General
drive-(verb)
uykuyu açmak
151General
drive-(verb)
uyku açmak
152General
drive-(verb)
araba sürmek
153General
drive-(verb)
kar elde etmek
154General
drive-(verb)
kar etmek
155General
drive-(verb)
faydalanmak
156General
drive-(verb)
mermi yağdırmak
157General
drive-(verb)
mermi yağdırmak
158General
drive-(verb)
kurşun yağdırmak
159General
drive-(verb)
kurşun yağdırmak
160General
drive-(verb)
pist dışına çıkmak
161General
drive-(verb)
pistten çıkmak
162General
drive-(verb)
çaresizliğe düşürmek
163General
drive-(verb)
ümitsizliğe sürüklemek
164General
drive-(verb)
kamyon sürmek
165General
drive-(verb)
kamyon sürmek
166General
drive-(verb)
ümitsizliğe sevk etmek
167General
drive-(verb)
(trafik) sağdan gitmek
168General
drive-(verb)
(trafik) soldan gitmek
169General
drive-(verb)
birisini bir şey yapmaya itmek
170General
drive-(verb)
birisini bir şeye yapmaya zorlamak
171General
drive-(verb)
direksiyonu üzerine kırmak
172General
drive-(verb)
direksiyonu üstüne kırmak
173General
drive-(verb)
direksiyon sallamak
174General
drive-(verb)
direksiyon sallamak
175General
drive-(verb)
biraz hızlı sürmek/kullanmak
176General
drive-(verb)
arabayı çok hızlı sürmek
177General
drive-(verb)
araba kullanamayacak/süremeyecek kadar sarhoş olmak
178General
drive-(verb)
...çabasına öncülük etmek
179General
drive-(verb)
okulun önünden arabayla geçmek
180General
drive-(verb)
düşmanı denize dökmek
181General
drive-(verb)
düşmanı denize dökmek
182General
drive-(verb)
siteye ziyaretçi çekmek
183General
drive-(verb)
hareket halindeki bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını yitirmek
184General
drive-(verb)
hareket halindeki bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybetmek
185General
drive-(verb)
emniyet şeridinde sürmek
186General
drive-(verb)
emniyet şeridinden gitmek
187General
drive-(verb)
gelişmeyi/ilerlemeyi/yenilenmeyi konrol/idare etmek
188General
drive-(verb)
birini (araba ile) evine götürmek/bırakmak
189General
drive-(verb)
eve gitmek (araba ile)
190General
drive-(verb)
vücuttan atmak
191General
drive-(verb)
köprüden geçmek
192General
drive-(verb)
herhangi birini suça sürüklemek
193General
drive-(verb)
işe arabayla gitmek
194General
drive-(verb)
arabayla işe gitmek
195General
drive-(verb)
motorlu araç kullanmak
196General
drive-(verb)
motorlu taşıt kullanmak
197General
drive-(verb)
neslini kurutmak
198General
drive-(verb)
neslini tüketmek
199General
drive-(verb)
soyunu tüketmek
200General
drive-(verb)
soyunu kurutmak
201General
drive-(verb)
yumruk atmak
202General
drive-(verb)
kuvvetle vurmak
203General
drive-(verb)
saldırmak
204General
drive-(noun)
reklam kampanyası
205General
drive-(noun)
muharrik
206General
drive-(noun)
sürek avı
207General
drive-(noun)
tasarruf kampanyası
208General
drive-(noun)
yardım kampanyası
209General
drive-(noun)
tur
210General
drive-(noun)
otomatik park özellikli disk sürücü
211General
drive-(noun)
beceri
212General
drive-(noun)
araba yolu
213General
drive-(noun)
cadde
214General
drive-(noun)
çevirme mili
215General
drive-(noun)
sinema
216General
drive-(noun)
dürtü
217General
drive-(noun)
kardan mili
218General
drive-(noun)
manyetik bant sürücüsü
219General
drive-(noun)
çekiş
220General
drive-(noun)
inisiyatif
221General
drive-(noun)
araba gezintisi
222General
drive-(noun)
hard sürücü
223General
drive-(noun)
düşmanı püskürtme
224General
drive-(noun)
ana yüreği
225General
drive-(noun)
manyetik disk sürücü
226General
drive-(noun)
gayret
227General
drive-(noun)
top sürme
228General
drive-(noun)
sürme
229General
drive-(noun)
bilgisayar sürücüsü
230General
drive-(noun)
istihdam kampanyası
231General
drive-(noun)
araba gezisi
232General
drive-(noun)
dört teker çekişli
233General
drive-(noun)
şefkat itkisi
234General
drive-(noun)
sürücü
235General
drive-(noun)
sol direksiyon
236General
drive-(noun)
şoförlü sürüş
237General
drive-(noun)
enerji
238General
drive-(noun)
para toplamak için açılan kampanya
239General
drive-(noun)
beyzbolda sert atış
240General
drive-(noun)
güdü
241General
drive-(noun)
ışık hızından daha hızlı uzay motoru
242General
drive-(noun)
sürücülü kiralanan araç
243General
drive-(noun)
harekete geçiren şey
244General
drive-(noun)
anne sevgisi
245General
drive-(noun)
hayvan gütme
246General
drive-(noun)
hamle
247General
drive-(noun)
konvansiyonel tahrik
248General
drive-(noun)
priz
249General
drive-(noun)
cinsel dürtü
250General
drive-(noun)
kampanya
251General
drive-(noun)
havalı sürme
252General
drive-(noun)
elektrikli sürme düzeni
253General
drive-(noun)
güvenli sürüş
254General
drive-(noun)
garaja doğru giden araba yolu
255General
drive-(noun)
işletme düzeni
256General
drive-(noun)
sürüş
257General
drive-(noun)
işletme takımı
258General
drive-(noun)
seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri açık hava sineması
259General
drive-(noun)
sevk-i tabii
260General
drive-(noun)
önden çekişli
261General
drive-(noun)
analık duygusu-dürtüsü
262General
drive-(noun)
arazi vitesi
263General
drive-(noun)
müşterilerine arabalarında servis yapan lokanta
264General
drive-(noun)
otobank
265General
drive-(noun)
sevk-i ilahi
266General
drive-(noun)
müşterilerine arabalarında hizmet veren banka gişesi
267General
drive-(noun)
arkadan çekişli
268General
drive-(noun)
el kumandalı
269General
drive-(noun)
yürütme
270General
drive-(noun)
kullanma
271General
drive-(noun)
cinsel soğukluk
272General
drive-(noun)
cinsel istek
273General
drive-(noun)
cinsel isteksizlik
274General
drive-(noun)
araçlara yol üstü verilen yemek servisi
275General
drive-(noun)
arabaya servis
276General
drive-(noun)
arabaya servis
277General
drive-(noun)
araçlara yol üstü verilen yemek servisi
278General
drive-(noun)
arabaya servis penceresi
279General
drive-(noun)
ilkel güdü
280General
drive-(noun)
müşterilerine arabalarında servis yapan lokantanın penceresi
281General
drive-(noun)
ağır basan dürtü
282General
drive-(noun)
garaj yolu
283General
drive-(noun)
çıkmaz sokak
284General
drive-(noun)
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
285General
drive-(noun)
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol
286General
drive-(adjective)
seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri (açık hava sineması)
287General
drive-(adjective)
müşterilerine arabalarında servis yapan (lokanta)
288General
drive-(adjective)
otomobille girilen (sinema vb yer)
289General
drive-(adverb)
araçla bir saatlik mesafede
290General
drive-(adverb)
araçla bir saatlik mesafede
291General
drive-(interjection)
hayırlı olsun (araba vb)
292Phrasals
drive-(verb)
bir yerden başka bir yere arabayla gitmek
293Phrasals
drive-(verb)
arabayla bir yerden geçmek
294Phrasals
drive-(verb)
arabayla dolaşmak
295Phrasals
drive-(verb)
arabayla gitmek
296Phrasals
drive-(verb)
arabayla uzaklaşıp gitmek
297Phrasals
drive-(verb)
kuzeydeki bir yerden güneydeki bir yere bir araçla gitmek/ gelmek
298Phrasals
drive-(verb)
sürmeye devam etmek
299Phrasals
drive-(verb)
(arabayla) bir uçtan diğer uca geçmek
300Phrasals
drive-(verb)
(arabayla) boydan boya geçmek
301Phrasals
drive-(verb)
(arabayla) (köprüden vb) karşıya geçmek
302Phrasals
drive-(verb)
(arabayla) içeri girmek
303Phrasals
drive-(verb)
uzaklaştırmak
304Phrasals
drive-(verb)
(bir yerden) arabayla geçmek
305Phrasals
drive-(verb)
yabancılaştırmak
306Phrasals
drive-(verb)
yanından geçmek
307Phrasals
drive-(verb)
(birini bir şeyi/kaynağı) kullanmaya itmek
308Phrasals
drive-(verb)
(birini bir şeyi/kaynağı) kullanmak zorunda bırakmak
309Phrasals
drive-(verb)
cebinden yemek/harcamak zorunda bırakmak
310Phrasals
drive-(verb)
birini bir kaynağı/birikimi kullanmak zorunda bırakmak/kullanmaya itmek
311Phrasals
drive-(verb)
cebinden yemek/harcamak zorunda bırakmak
312Phrasals
drive-(verb)
(birini başka birine, eski sevgilisine) geri döndürmek
313Phrasals
drive-(verb)
(birini başka biriyle, eski sevgilisiyle) tekrar birleştirmek/bir araya getirmek
314Phrasals
drive-(verb)
(birini başka biriyle, eski sevgilisiyle) barıştırmak
315Phrasals
drive-(verb)
(birini başka birine, eski sevgilisine) tekrar itmek/çekmek
316Phrasals
drive-(verb)
(birinin başka biriyle, eski sevgilisiyle) tekrar arasını düzeltmek
317Phrasals
drive-(verb)
birini başka birine (eski sevgilisi, annesi, babası) geri döndürmek
318Phrasals
drive-(verb)
birini başka biriyle (eski sevgilisi, annesi, babası) tekrar birleştirmek/bir araya getirmek
319Phrasals
drive-(verb)
birini başka birine (eski sevgilisi, annesi, babası) tekrar itmek/çekmek
320Phrasals
drive-(verb)
birinin başka biriyle (eski sevgilisi, annesi, babası) arasını düzeltmek
321Phrasals
drive-(verb)
bir yerden bir yere araçla gitmek
322Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla seyahat etmek
323Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla ulaşım sağlamak
324Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla gidip gelmek
325Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla gitmek
326Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla ulaşım sağlamak
327Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla seyahat etmek
328Phrasals
drive-(verb)
iki yer/şey arasında araçla gidip gelmek
329Phrasals
drive-(verb)
kısa mesafedeki bir yere araçla gitmek
330Phrasals
drive-(verb)
uzak olmayan bir yere araçla gitmek
331Phrasals
drive-(verb)
bir yere araçla gitmek
332Phrasals
drive-(verb)
bulunulan konumun kuzeyine doğru gitmek/seyahat etmek
333Phrasals
drive-(verb)
yukarı doğru gitmek/seyahat etmek
334Phrasals
drive-(verb)
kuzeye doğru gitmek/seyahat etmek
335Phrasals
drive-(verb)
birini bulunulan konumun kuzeyine doğru götürmek
336Phrasals
drive-(verb)
birini yukarı doğru götürmek
337Phrasals
drive-(verb)
kuzeye doğru götürmek
338Phrasals
drive-(verb)
bir aracı bulunulan konumun kuzeyine doğru sürmek
339Phrasals
drive-(verb)
kuzeye doğru sürmek
340Phrasals
drive-(verb)
bir yere araçla ulaşmak
341Phrasals
drive-(verb)
araçla varmak
342Phrasals
drive-(verb)
birini daha yüksek veya kuzeyde bir yere götürmek
343Phrasals
drive-(verb)
bir yere araçla ulaşmak
344Phrasals
drive-(verb)
araçla varmak
345Phrasals
drive-(verb)
bir aracı kuzeye sürmek
346Phrasals
drive-(verb)
bir aracı daha yüksek bir yere doğru sürmek
347Phrasals
drive-(verb)
bir aracı bir yol boyunca sürmek
348Phrasals
drive-(verb)
bir araçla kuzeye doğru seyahat etmek
349Phrasals
drive-(verb)
bir araçla daha yüksek bir yere doğru seyahat etmek
350Phrasals
drive-(verb)
bir araçla bir yol boyunca seyahat etmek
351Phrasals
drive-(verb)
aracı kuzeye sürmek
352Phrasals
drive-(verb)
aracı daha yüksek bir yere doğru sürmek
353Phrasals
drive-(verb)
aracı bir yol boyunca sürmek
354Phrasals
drive-(verb)
araçla kuzeye doğru seyahat etmek
355Phrasals
drive-(verb)
araçla daha yüksek bir yere doğru seyahat etmek
356Phrasals
drive-(verb)
araçla bir yol boyunca seyahat etmek
357Phrasals
drive-(verb)
bir şeyi hızla artırmak
358Phrasals
drive-(verb)
bir şeyi hızla yükseltmek
359Phrasals
drive-(verb)
bir şeyin yukarı fırlamasına sebep olmak
360Colloquial
drive-(verb)
ateş etmeye başlamak
361Colloquial
drive-(verb)
ateş fışkırmak
362Colloquial
drive-(verb)
ateş püskürmek
363Colloquial
drive-(verb)
bağırmak
364Colloquial
drive-(verb)
çok sinirlenmek
365Colloquial
drive-(verb)
eşek gibi çalıştırmak
366Colloquial
drive-(verb)
köle gibi çalıştırmak
367Colloquial
drive-(verb)
mermi manyağı yapmak
368Colloquial
drive-(verb)
öfkelenmek
369Colloquial
drive-(verb)
küplere binmek
370Colloquial
drive-(verb)
kızmak
371Colloquial
drive-(verb)
şarjörü boşaltmak
372Colloquial
drive-(verb)
tepesinin tası atmak
373Colloquial
drive-(verb)
(kişiyi) köşeye sıkıştırmak
374Colloquial
drive-(verb)
arabayla gezintiye çıkmak
375Colloquial
drive-(verb)
çıkıp arabayla gezmek
376Colloquial
drive-(noun)
kiralık araba
377Colloquial
drive-(noun)
kiralanmış araba
378Colloquial
drive-(noun)
arabalı sinema
379Colloquial
drive-(noun)
herkesin kendi arabasında oturarak izlediği açık hava film gösterimi
380Colloquial
drive-(noun)
arabaya servis yapan restoran
381Colloquial
drive-(adjective)
arabayı süremeyecek kadar sarhoş
382Colloquial
drive-(adjective)
arabaya servis yapılan
383Colloquial
drive-(adjective)
arabaya servis
384Colloquial
drive-(adjective)
arabaya servis veren
385Colloquial
drive-(adjective)
arabadan inmeden hizmet alınabilen
386Colloquial
drive-(adjective)
arabaya servis
387Colloquial
drive-(expression)
arabamla eve dönerken
388Colloquial
drive-(expression)
bildiğin/içinden geldiği gibi sür
389Colloquial
drive-(expression)
dikkatli sür
390Colloquial
drive-(expression)
dikkatli sürün
391Colloquial
drive-(expression)
elektronik sigara ile araç kullanma
392Colloquial
drive-(expression)
ehliyetini kasaptan mı aldın?
393Colloquial
drive-(expression)
topla gel
394Colloquial
drive-(expression)
(arabayı) dikkatli kullan
395Idioms
drive-(verb)
sınırları zorlamak
396Idioms
drive-(verb)
uçlarda gidip gelmek
397Idioms
drive-(verb)
potansiyelini sonuna kadar kullanmak
398Idioms
drive-(verb)
potansiyelini açığa çıkarmak
399Idioms
drive-(verb)
rahatsız etmek
400Idioms
drive-(verb)
sinirlerini bozmak
401Idioms
drive-(verb)
sinirlerini zıplatmak
402Idioms
drive-(verb)
sinirlerini oynatmak
403Idioms
drive-(verb)
sinirlerini altüst etmek
404Idioms
drive-(verb)
sinirine dokunmak
405Idioms
drive-(verb)
sinirlendirmek
406Idioms
drive-(verb)
gıcık/kıl/uyuz etmek
407Idioms
drive-(verb)
damarına basmak
408Idioms
drive-(verb)
asabını bozmak
409Idioms
drive-(verb)
canını sıkmak
410Idioms
drive-(verb)
başını ağrıtmak
411Idioms
drive-(verb)
delirtmek
412Idioms
drive-(verb)
çıldırtmak
413Idioms
drive-(verb)
çılgına/deliye çevirmek
414Idioms
drive-(verb)
aklını oynatmak
415Idioms
drive-(verb)
deli etmek
416Idioms
drive-(verb)
(argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak
417Idioms
drive-(verb)
(argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak
418Idioms
drive-(verb)
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak
419Idioms
drive-(verb)
(argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak
420Idioms
drive-(verb)
(argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak
421Idioms
drive-(verb)
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak
422Idioms
drive-(verb)
açık noktalarını bulup göstermek
423Idioms
drive-(verb)
aklını başına getirmek
424Idioms
drive-(verb)
anlamasını sağlamak
425Idioms
drive-(verb)
arabayla gezintiye çıkmak
426Idioms
drive-(verb)
arabayla gezintiye çıkmak
427Idioms
drive-(verb)
aralarını açmak
428Idioms
drive-(verb)
aralarını açmak (kişilerin)
429Idioms
drive-(verb)
aralarını bozmak
430Idioms
drive-(verb)
arasına bariyer koymak
431Idioms
drive-(verb)
arasına set koymak/çekmek
432Idioms
drive-(verb)
arasını açmak
433Idioms
drive-(verb)
arasını bozmak
434Idioms
drive-(verb)
ayırmak
435Idioms
drive-(verb)
aynı yerde dönüp durmak
436Idioms
drive-(verb)
birini sinirden çıldırtmak
437Idioms
drive-(verb)
birini fıtık etmek
438Idioms
drive-(verb)
birini sinirden çıldırtmak
439Idioms
drive-(verb)
birini sinirden çıldırtmak
440Idioms
drive-(verb)
birini deli etmek
441Idioms
drive-(verb)
birini fıtık etmek
442Idioms
drive-(verb)
bildiğini okumak
443Idioms
drive-(verb)
birini köşeye sıkıştırmak
444Idioms
drive-(verb)
birisini çıldırtmak
445Idioms
drive-(verb)
birini köşeye sıkıştırmak
446Idioms
drive-(verb)
birini fıtık etmek
447Idioms
drive-(verb)
birini sinirden çıldırtmak
448Idioms
drive-(verb)
birini deli etmek
449Idioms
drive-(verb)
birisini çıldırtmak
450Idioms
drive-(verb)
bir düşünceyi çürütmek
451Idioms
drive-(verb)
birisini çıldırtmak
452Idioms
drive-(verb)
birini çıldırtmak
453Idioms
drive-(verb)
birini delirmenin eşiğine getirmek
454Idioms
drive-(verb)
birini fıtık etmek
455Idioms
drive-(verb)
birini fıtık etmek
456Idioms
drive-(verb)
birini çıldırtmak
457Idioms
drive-(verb)
birisini çıldırmanın eşiğine getirmek
458Idioms
drive-(verb)
birini sinirden çıldırtmak
459Idioms
drive-(verb)
bir kuralı bozmak
460Idioms
drive-(verb)
bir şeyi çok ileri götürmek
461Idioms
drive-(verb)
birisini köşeye sıkıştırmak
462Idioms
drive-(verb)
deli etmek
463Idioms
drive-(verb)
delirtmek
464Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
465Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
466Idioms
drive-(verb)
çıldırtmak
467Idioms
drive-(verb)
deli etmek
468Idioms
drive-(verb)
çıldırtmak
469Idioms
drive-(verb)
çılgınlığa sürüklenmek
470Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
471Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
472Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
473Idioms
drive-(verb)
deli etmek
474Idioms
drive-(verb)
deli etmek
475Idioms
drive-(verb)
çıldırma noktasına getirmek
476Idioms
drive-(verb)
çok sinirlendirmek
477Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
478Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
479Idioms
drive-(verb)
çıldırma noktasına getirmek
480Idioms
drive-(verb)
deli etmek
481Idioms
drive-(verb)
çıldırtmak
482Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
483Idioms
drive-(verb)
deli etmek
484Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
485Idioms
drive-(verb)
deli etmek
486Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
487Idioms
drive-(verb)
çıldırma noktasına getirmek
488Idioms
drive-(verb)
deli etmek
489Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
490Idioms
drive-(verb)
deli etmek
491Idioms
drive-(verb)
deli etmek
492Idioms
drive-(verb)
çıldırma noktasına getirmek
493Idioms
drive-(verb)
deli etmek
494Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
495Idioms
drive-(verb)
çıldırma noktasına getirmek
496Idioms
drive-(verb)
çileden çıkarmak
497Idioms
drive-(verb)
horlamak
498Idioms
drive-(verb)
görmesini sağlamak
499Idioms
drive-(verb)
horul horul horlamak
500Idioms
drive-(verb)
gıcık etmek

💡 Kullanım İpucu

"drive-" kelimesi 500 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"drive-" kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git