long-time

İngilizce "long-time" kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1General
long-time(verb)
ağaç olmak
2General
long-time(verb)
gözü yollarda kalmak
3General
long-time(verb)
uzun sürmek (zaman)
4General
long-time(verb)
çok bekletmek
5General
long-time(verb)
çok beklemek
6General
long-time(verb)
uzun süre çalışmak
7General
long-time(verb)
uzun süredir tanımak
8General
long-time(verb)
uzun zaman çalışmak
9General
long-time(verb)
örümcek bağlamak
10General
long-time(verb)
uzun sürmek
11General
long-time(verb)
uzun sürmek
12General
long-time(verb)
uzun süreceğe benzemek
13General
long-time(verb)
uzun zaman almak
14General
long-time(verb)
uzun zamandır bekliyor olmak
15General
long-time(verb)
uzun zamandır beklemek
16General
long-time(verb)
çok önceden ölmek
17General
long-time(noun)
uzun süre
18General
long-time(noun)
hayli uzun zaman
19General
long-time(noun)
uzun zaman
20General
long-time(noun)
uzun müddet
21General
long-time(noun)
uzun süre
22General
long-time(noun)
çilekeş
23General
long-time(noun)
uzun süreli müşteri
24General
long-time(noun)
kadim dost
25General
long-time(noun)
uzunca süre
26General
long-time(adverb)
kaç zamandır
27General
long-time(adverb)
çoktan
28General
long-time(adverb)
çok zaman önce
29General
long-time(adverb)
uzunca bir süre
30General
long-time(adverb)
çoktan beri
31General
long-time(adverb)
uzun bir zaman
32General
long-time(adverb)
uzun bir süre önce
33General
long-time(adverb)
epeydir
34General
long-time(adverb)
gel zaman git zaman
35General
long-time(adverb)
uzun zamandan beri
36General
long-time(adverb)
çoktandır
37General
long-time(adverb)
uzun zamandır
38General
long-time(adverb)
hanidir
39General
long-time(adverb)
uzun süreden beri
40General
long-time(adverb)
çoktan beri
41General
long-time(adverb)
çoktandır
42General
long-time(adverb)
çoktan
43General
long-time(adverb)
çoktan
44General
long-time(adverb)
uzun süre sonra
45General
long-time(adverb)
çok uzun zamandır
46General
long-time(adverb)
çok uzun bir süredir
47General
long-time(adverb)
az zaman önce
48General
long-time(adverb)
kısa bir süre önce
49General
long-time(adverb)
uzun müddettir
50General
long-time(adverb)
çok zaman sonra
51General
long-time(adverb)
uzun süredir ilk defa/kez
52General
long-time(adverb)
bunca zaman
53Phrases
long-time(expression)
siyasette bir haftada çok şey değişebilir
54Phrases
long-time(expression)
uzun zaman oldu
55Phrases
long-time(expression)
(gelecekte) uzunca bir süre
56Colloquial
long-time(verb)
uzun zamandır bekliyor olmak
57Colloquial
long-time(expression)
çok uzun zaman önce
58Colloquial
long-time(expression)
ne zamandır
59Colloquial
long-time(expression)
sesin soluğun çıkmıyor
60Idioms
long-time(verb)
uzun bir geçmişe dayanmak
61Idioms
long-time(verb)
uzun bir geçmişe dayanmak
62Speaking
long-time(expression)
bu uzun zaman önceydi
63Speaking
long-time(expression)
bunu uzun zaman önce yapmalıydı
64Speaking
long-time(expression)
bayadır görüşemiyoruz
65Speaking
long-time(expression)
birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz
66Speaking
long-time(expression)
birbirimizi uzun zamandır tanırız
67Speaking
long-time(expression)
bunun olacağı belliydi
68Speaking
long-time(expression)
bunu yapmak için çok bekledim
69Speaking
long-time(expression)
bu çok uzun zaman önceydi
70Speaking
long-time(expression)
çok uzun zaman önceydi
71Speaking
long-time(expression)
duygularım hakkında uzun zamandır konuşmadım
72Speaking
long-time(expression)
çoktandır görüşmedik
73Speaking
long-time(expression)
görmeyeli uzun zaman oldu
74Speaking
long-time(expression)
görüşmeyeli çok oldu
75Speaking
long-time(expression)
epeyce bir zaman geçti
76Speaking
long-time(expression)
epey oldu
77Speaking
long-time(expression)
görüşmeyeli uzun zaman oldu
78Speaking
long-time(expression)
görüşemedik uzun zamandır
79Speaking
long-time(expression)
epeyce oldu
80Speaking
long-time(expression)
epey zaman geçti
81Speaking
long-time(expression)
hiç gözükmüyorsun
82Speaking
long-time(expression)
epeyce zaman geçti
83Speaking
long-time(expression)
epey geçti
84Speaking
long-time(expression)
epey süre
85Speaking
long-time(expression)
görüşmeyeli uzun zaman oldu
86Speaking
long-time(expression)
epey bir zaman geçti
87Speaking
long-time(expression)
epeydir görüşmedik
88Speaking
long-time(expression)
insan bir arar sorar
89Speaking
long-time(expression)
nasılsın, uzun zamandır seni görmedim
90Speaking
long-time(expression)
konuşmayalı uzun zaman oldu
91Speaking
long-time(expression)
seni uzun süredir görmedim
92Speaking
long-time(expression)
seni uzun süredir görmüyorum
93Speaking
long-time(expression)
seni uzun zamandır görmüyorum
94Speaking
long-time(expression)
seni uzun zamandır tanıyorum
95Speaking
long-time(expression)
seni uzun zamandır tanırım
96Speaking
long-time(expression)
sizi uzun zamandır görmüyorum
97Speaking
long-time(expression)
sesin soluğun çıkmıyor
98Speaking
long-time(expression)
yüzünü gören cennetlik
99Speaking
long-time(expression)
uzun süre oldu
100Speaking
long-time(expression)
uzun zaman önce öldü
101Speaking
long-time(expression)
uzun zaman oldu
102Speaking
long-time(expression)
uzun zamandır görüşemedik
103Speaking
long-time(expression)
uzun zaman geçti
104Speaking
long-time(expression)
uzun süre geçti
105Speaking
long-time(expression)
uzun zaman önceydi
106Speaking
long-time(expression)
uzun zamandır bunu sana vermek istiyordum
107Speaking
long-time(expression)
uzun zamandır görüşemedik
108Speaking
long-time(expression)
uzun zamandır görüşemiyoruz
109Technical
long-time(noun)
uzun süreli hidrolik bozulma basıncı
110Technical
long-time(noun)
uzun süreli ölçek
111Computer
long-time(noun)
uzun saat
112Computer
long-time(expression)
uzun zaman önce
113Food Engineering
long-time(noun)
düşük sıcaklık

💡 Kullanım İpucu

"long-time" kelimesi 113 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"long-time" kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git