near-

İngilizce "near-" kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1Common Usage
near-(verb)
yanaşmak
2Common Usage
near-(adverb)
yakın
3General
near-(verb)
el altında bulundurmak
4General
near-(verb)
yakınlaşmak
5General
near-(verb)
yaklaşmak
6General
near-(verb)
yakınlaşmak
7General
near-(verb)
yakınlaşmak
8General
near-(verb)
yanaşmak
9General
near-(verb)
yaklaşmak
10General
near-(verb)
sokulmak
11General
near-(verb)
yaklaşmak
12General
near-(verb)
ilk sıralarda yer almak
13General
near-(verb)
ilk sıralarda yer almak
14General
near-(verb)
sona yaklaşmak
15General
near-(verb)
ramak kalmak
16General
near-(verb)
yaklaşmak
17General
near-(verb)
yaklaşmak
18General
near-(verb)
yakınlaşmak
19General
near-(noun)
yakın doğu
20General
near-(noun)
yakın
21General
near-(noun)
yakındoğu
22General
near-(noun)
hafif bira
23General
near-(noun)
yakın doğu
24General
near-(noun)
beri
25General
near-(noun)
yakın gelecek
26General
near-(noun)
yakın akraba
27General
near-(noun)
ölüme yakın deneyim
28General
near-(noun)
yakın ve uzak görme alanı
29General
near-(noun)
gölün kıyısında küçük bir kasaba
30General
near-(noun)
ölüme yakın deneyim
31General
near-(noun)
iki veya daha şeyden fazla en kestirme olanı
32General
near-(noun)
böbrek
33General
near-(noun)
orta doğu
34General
near-(noun)
genellikle türkiye, lübnan, suriye, ırak, israil, ürdün, suudi arabistan ve arap yarımadası'nın diğer ülkeleri de dahil olmak üzere güneybatı asya ülkelerini kapsadığı düşünülen coğrafi bölge
35General
near-(noun)
İki atın çektiği at arabasında sol taraftaki at
36General
near-(noun)
kısmi çıplaklık
37General
near-(noun)
fazla kıyafet giymeme
38General
near-(adjective)
eli sıkı
39General
near-(adjective)
soldaki (araba/at)
40General
near-(adjective)
yakın kızılaltı
41General
near-(adjective)
hazır
42General
near-(adjective)
samimi
43General
near-(adjective)
bitişik
44General
near-(adjective)
kadar yakın
45General
near-(adjective)
teklifsiz
46General
near-(adjective)
elisıkı
47General
near-(adjective)
sadık (çeviri)
48General
near-(adjective)
cimri
49General
near-(adjective)
yakın
50General
near-(adjective)
sıkı
51General
near-(adjective)
münasebetsiz
52General
near-(adjective)
mektup niteliğine yakın
53General
near-(adjective)
yakın
54General
near-(adjective)
ha oldu ha olacak
55General
near-(adjective)
yakın
56General
near-(adjective)
kıyıya yakın
57General
near-(adjective)
yakın tehdit (altında)
58General
near-(adjective)
doğrudan
59General
near-(adjective)
kestirme
60General
near-(adjective)
çok benzeyen
61General
near-(adjective)
özellikleri çok yakın olan
62General
near-(adjective)
yakından ilişkili
63General
near-(adjective)
aslına sadık (çeviri)
64General
near-(adjective)
neredeyse kör
65General
near-(adjective)
gözü bozuk
66General
near-(adjective)
büyük ölçüde kısıtlı görüş mesafesine sahip
67General
near-(adjective)
kısmen kör
68General
near-(adverb)
az kalsın
69General
near-(adverb)
yakın zamanda
70General
near-(adverb)
aşağı yukarı
71General
near-(adverb)
civarında
72General
near-(adverb)
yakınlarda
73General
near-(adverb)
yakında
74General
near-(adverb)
hemen hemen
75General
near-(adverb)
her yerde
76General
near-(adverb)
az kaldı
77General
near-(adverb)
yakınında
78General
near-(adverb)
neredeyse
79General
near-(adverb)
şuracıkta
80General
near-(adverb)
yakın gelecekte
81General
near-(adverb)
az daha
82General
near-(adverb)
bu civarda
83General
near-(adverb)
yaklaşık olarak
84General
near-(adverb)
yakın
85General
near-(adverb)
mümkün olduğu kadar yakın
86General
near-(adverb)
yakınında
87General
near-(adverb)
yanında
88General
near-(adverb)
yanında
89General
near-(adverb)
yan tarafında
90General
near-(adverb)
yan tarafta
91General
near-(adverb)
yakın gelecekte
92General
near-(adverb)
kısa vadede
93General
near-(adverb)
kapının yanına
94General
near-(adverb)
kısa ve doğrudan
95General
near-(adverb)
adeta
96General
near-(adverb)
yakına
97General
near-(adverb)
belirli bir duruma veya hale yönelik veya doğru
98General
near-(adverb)
sanki
99General
near-(adverb)
nerdeyse
100General
near-(adverb)
-den pek uzak, asla ... değil, hiç
101General
near-(adverb)
de ... değil
102General
near-(adverb)
beri
103General
near-(adverb)
daha yakın
104General
near-(preposition)
yanında
105General
near-(preposition)
kadar
106General
near-(preposition)
yanına
107General
near-(preposition)
-e bitişik
108General
near-(preposition)
-e yakın
109General
near-(preposition)
yakınında
110General
near-(preposition)
civarında
111General
near-(preposition)
'-e yakın
112General
near-(expression)
araba … numaralı çıkışın yakınında
113General
near-(expression)
araba … numaralı kavşağın yakınında
114Phrasals
near-(verb)
ulaşmaya çok az kalmak
115Phrasals
near-(verb)
yaklaşmak
116Phrases
near-(expression)
çok yakın
117Colloquial
near-(verb)
hassas noktasına dokunmak
118Colloquial
near-(noun)
ucu ucuna veya kıl payı farkla kurtulma
119Colloquial
near-(noun)
felakete ramak kalması
120Colloquial
near-(noun)
neredeyse hezimetle, felaketle veya başarısızlıkla neticelenecek olan şey
121Colloquial
near-(noun)
ucu ucuna kurtulunan olay
122Colloquial
near-(noun)
kıl payıyla kurtulunan olay
123Colloquial
near-(noun)
ucuz yırtılan durum
124Colloquial
near-(noun)
ucuz atlatılan durum
125Colloquial
near-(noun)
kıl payıyla atlatılan durum
126Colloquial
near-(noun)
kılpayı
127Colloquial
near-(noun)
kıl payı atlatma
128Colloquial
near-(noun)
ucu ucuna
129Colloquial
near-(adjective)
kabul sınırını aşmış
130Colloquial
near-(expression)
dört bir yandan
131Colloquial
near-(expression)
dört bir yandan
132Colloquial
near-(expression)
her bir yerden
133Colloquial
near-(expression)
hemen hemen doğru
134Colloquial
near-(expression)
her bir yerden
135Colloquial
near-(expression)
elinin altında
136Colloquial
near-(expression)
kılı kılına
137Colloquial
near-(expression)
neredeyse hiç
138Colloquial
near-(expression)
o yakınlarda
139Colloquial
near-(expression)
ramak kala
140Colloquial
near-(expression)
ucuz kurtulma
141Colloquial
near-(expression)
yeterli olmaktan çok uzak
142Colloquial
near-(expression)
her açıdan
143Colloquial
near-(expression)
neredeyse tamamen
144Colloquial
near-(expression)
tıpkısının aynısı
145Colloquial
near-(expression)
her açıdan
146Colloquial
near-(expression)
neredeyse tamamen
147Colloquial
near-(expression)
tıpkısının aynısı
148Colloquial
near-(expression)
neredeyse
149Colloquial
near-(expression)
hemen hemen
150Colloquial
near-(expression)
yaklaşık
151Colloquial
near-(expression)
aşağı yukarı
152Colloquial
near-(expression)
takriben
153Idioms
near-(verb)
sevilen/değer verilen kişi ya da şey olmak
154Idioms
near-(verb)
birisine hitap ediyor olmak
155Idioms
near-(verb)
düşkün olmak
156Idioms
near-(verb)
bayılmak
157Idioms
near-(verb)
tam kalbine seslenmek
158Idioms
near-(verb)
tam kalbinden geçen gibi olmak
159Idioms
near-(verb)
bel altı olmak
160Idioms
near-(verb)
çok yakın olmak
161Idioms
near-(verb)
hep düşünmek
162Idioms
near-(verb)
kılpayı kurtulmak
163Idioms
near-(verb)
kıl payı atlatmak
164Idioms
near-(verb)
sürekli aklında olmak
165Idioms
near-(verb)
yaklaşmak
166Idioms
near-(verb)
ucuz kurtulmak
167Idioms
near-(verb)
ucuz atlatmak
168Idioms
near-(verb)
yanına yaklaşmak
169Idioms
near-(noun)
ucuz kurtulunan durum
170Idioms
near-(noun)
ucuz kurtulunan durum
171Idioms
near-(noun)
ucu ucuna
172Idioms
near-(noun)
ucu ucuna
173Idioms
near-(noun)
ucuz yırtılan durum
174Idioms
near-(noun)
ucuz yırtılan durum
175Idioms
near-(noun)
kıl payı
176Idioms
near-(noun)
kıl payı
177Idioms
near-(noun)
ucuz atlatılan durum
178Idioms
near-(noun)
ucuz atlatılan durum
179Idioms
near-(noun)
az farkla
180Idioms
near-(noun)
az farkla
181Idioms
near-(noun)
kıl payıyla kurtulunan durum
182Idioms
near-(noun)
kıl payıyla kurtulunan durum
183Idioms
near-(noun)
kıl payıyla olma/olmama
184Idioms
near-(noun)
ucu ucuna olma/olmama
185Idioms
near-(noun)
az bir farkla olma/olmama
186Idioms
near-(noun)
kalbinin bir parçası
187Idioms
near-(adverb)
neredeyse aynı
188Idioms
near-(adverb)
neredeyse aynı
189Idioms
near-(adverb)
çok benzer/yakın
190Idioms
near-(adverb)
çok benzer/yakın
191Idioms
near-(adverb)
aynısı sanırsın
192Idioms
near-(adverb)
aynısı sanırsın
193Idioms
near-(expression)
tehlikeli olabilecek kadar yakın
194Idioms
near-(expression)
az kalsın ayvayı yiyorduk
195Idioms
near-(expression)
ramak kalmıştı
196Idioms
near-(expression)
açık saçık
197Idioms
near-(expression)
bel altı
198Idioms
near-(expression)
birisine hitap eden
199Idioms
near-(expression)
çok yakın/önemli
200Idioms
near-(expression)
dokunacak kadar yakın ama bir o kadar uzak
201Idioms
near-(expression)
çok yakın
202Idioms
near-(expression)
çok yakında
203Idioms
near-(expression)
çok yakında
204Idioms
near-(expression)
el altında
205Idioms
near-(expression)
el altında
206Idioms
near-(expression)
el altında
207Idioms
near-(expression)
hemen hemen doğru
208Idioms
near-(expression)
rahatsız edecek kadar doğru veya gerçek
209Idioms
near-(expression)
rahatsız edecek kadar açık
210Idioms
near-(expression)
yakında
211Idioms
near-(expression)
yaklaşık olarak doğru
212Speaking
near-(interjection)
beri gel!
213Speaking
near-(expression)
buraya yakın bir park var mı?
214Speaking
near-(expression)
bir daha evime yaklaşma
215Speaking
near-(expression)
bu civarda bir park var mı?
216Speaking
near-(expression)
çok yakındayım
217Speaking
near-(expression)
evimizin yakınlarında bir cami var
218Speaking
near-(expression)
oralarda kalem var mı?
219Speaking
near-(expression)
onun yanına yaklaşmanı istemiyorum
220Speaking
near-(expression)
son yakın
221Speaking
near-(expression)
yakınımdakiler
222Speaking
near-(expression)
yakında bir park var mı?
223Speaking
near-(expression)
buralarda iyi bir plaj var mı?
224Trade/Economic
near-(verb)
nötre yakın bir pozisyonda seyretmek
225Trade/Economic
near-(noun)
yakın pazar araştırması
226Trade/Economic
near-(noun)
ticari olarak istifade edilebilir olması muhtemel bilimsel araştırma
227Trade/Economic
near-(noun)
düşük gelirlilere yüksek faizli kredi
228Trade/Economic
near-(noun)
kritiğe yakın aktivite
229Trade/Economic
near-(noun)
kredi geçmişi olumsuz olan kişilere sağlanan yüksek vadeli krediler
230Trade/Economic
near-(noun)
nötre yakın bir konum
231Trade/Economic
near-(noun)
para benzerleri
232Trade/Economic
near-(noun)
para benzeri
233Trade/Economic
near-(noun)
para benzeri likit kıymetler
234Trade/Economic
near-(noun)
para benzeri likitler
235Trade/Economic
near-(noun)
paraya kolayca çevrilebilen likitler
236Trade/Economic
near-(noun)
ramak kala raporu
237Trade/Economic
near-(adjective)
piyasa oranına veya miktarına benzer olan
238Politics
near-(noun)
birleşmiş milletler yakın doğu'daki filistinli mülteciler için yardım ve bayındırlık ajansı
239Politics
near-(noun)
yakın çevre politikası
240Politics
near-(noun)
yakın çevre
241Politics
near-(noun)
washington yakındoğu politikaları enstitüsü
242Institutes
near-(noun)
yakın ve ortadoğu çalışma enstitüsü
243Institutes
near-(noun)
yakın ve ortadoğu çalışma eğitim merkezi
244Technical
near-(noun)
60 cm veya daha yakın olan nesneler için görüş mesafesi
245Technical
near-(noun)
açıklıklı yakın alan taramalı mikroskopi
246Technical
near-(noun)
elek delik boyutuna yakın parçacıklar
247Technical
near-(noun)
işlevsel kızılötesine yakın spektroskopi
248Technical
near-(noun)
iki boyutlu yakın alan verilerinin toplanması ve azaltılması
249Technical
near-(noun)
nete yakın biçimde döküm
250Technical
near-(noun)
kesine yakın biçimde döküm
251Technical
near-(noun)
kaynama noktasına yakın sıcaklıkta yıkama
252Technical
near-(noun)
nete-yakın-biçim
253Technical
near-(noun)
nete yakın biçimleme
254Technical
near-(noun)
sıfıra yakın
255Technical
near-(noun)
sona yakın şekli veren dövme
256Technical
near-(noun)
taramalı yakın alan optik mikroskopisi
257Technical
near-(noun)
taramalı yakın alan ses mikroskopisi
258Technical
near-(noun)
yakın uç diyafonisi
259Technical
near-(noun)
yakın uçtaki yankı
260Technical
near-(noun)
yakın kızılötesi spektral aralıklar
261Technical
near-(noun)
yakın alan verileri
262Technical
near-(noun)
yakın alan
263Technical
near-(noun)
yakın kızılötesi
264Technical
near-(noun)
yakın morötesi
265Technical
near-(noun)
yakın çaprazkarışma
266Technical
near-(adjective)
normale yakın
267Technical
near-(adjective)
kaliteli baskıya yakın
268Technical
near-(adjective)
kurye niteliğine yakın
269Computer
near-(noun)
yakın alan
270Computer
near-(noun)
yakın uçtaki yankı
271Computer
near-(noun)
yakın uçtaki yankı
272Computer
near-(noun)
yakın çaprazkarışma
273Computer
near-(adjective)
gerçek zamanlıya yakın
274Computer
near-(adjective)
gerçeğe yakın zamanlı
275Computer
near-(adjective)
mektup niteliğine yakın
276Computer
near-(adjective)
mektup kalitesine yakın
277Informatics
near-(noun)
mektup niteliğine yakın
278Telecom
near-(noun)
hemen hemen anahtar teslimi
279Telecom
near-(noun)
yakın uçlu girişim
280Telecom
near-(noun)
yakın alan iletişimi
281Telecom
near-(noun)
yakın alan etkisi
282Telecom
near-(noun)
yakın alan bölgesi
283Telecom
near-(noun)
yakın uçtaki çapraz konuşma zayıflatması
284Telecom
near-(noun)
yakın çapraz karışma
285Telecom
near-(noun)
yakın saha iletişimi
286Electric
near-(noun)
yakın kızılötesi radyasyon
287Electric
near-(noun)
kızılötesi bölgede en kısa dalga boylarına sahip olan elektromanyetik radyasyon
288Mechanic
near-(noun)
sona yakın şekli veren dövme
289Automotive
near-(noun)
bujiye yakın konumlu ateşleme bobini
290Automotive
near-(noun)
tehlikeli yaklaşma
291Automotive
near-(noun)
yakın alan iletişimi
292Transportation
near-(expression)
hatırımda kaldığına göre
293Aeronautic
near-(noun)
paralele yakın pistler
294Aeronautic
near-(noun)
tehlikeli yaklaşma
295Aeronautic
near-(noun)
uçuşta yakın tehlikeli geçiş
296Aeronautic
near-(noun)
yakin paralel pistler
297Marine
near-(noun)
sert rüzgar
298Marine
near-(noun)
yakın saha tsunamisi
299Marine
near-(noun)
yakın saha modeli
300Marine
near-(adverb)
rüzgara yakın
301Marine
near-(adverb)
hemen hemen rüzgara karşı
302Marine
near-(adverb)
alabildiğine orsa
303Medical
near-(noun)
boğulayazma
304Medical
near-(noun)
boğulma veya boğulayazma
305Medical
near-(noun)
normale yakın nöromotor gelişimi
306Medical
near-(noun)
parapeksiyan
307Medical
near-(noun)
punctum proximum
308Medical
near-(noun)
total ve totale yakın tiroidektomi
309Medical
near-(noun)
yakın boğulma
310Medical
near-(noun)
yakın infrared
311Medical
near-(noun)
yarı boğulma
312Medical
near-(noun)
yakın kızıl ötesi
313Medical
near-(adjective)
ölümcüle yakın
314Psychology
near-(noun)
yakın nokta
315Pathology
near-(adjective)
yakın bacaklı
316Pathology
near-(adjective)
ayaklarının birbirine çok yakın olması sebebiyle zor yürüyen
317Optics
near-(noun)
ışık-yakın ayrışması
318Optics
near-(noun)
yakın görme eşeli
319Optics
near-(noun)
yakın görme keskinliği
320Physics
near-(noun)
yakın kızılötesi radyasyon
321Physics
near-(noun)
kızılötesi bölgede en kısa dalga boylarına sahip olan elektromanyetik radyasyon
322Marine Biology
near-(noun)
yakınsu trolü
323Astronomy
near-(noun)
dünya'ya yakın cisim veya asteroit
324Astronomy
near-(noun)
güneş'in etrafında dönerken, yerçekimi dolayısıyla yörüngesi dünya'nın yörüngesine yaklaşan asteroit türü
325Astronomy
near-(noun)
güneşin etrafında dönerken, yerçekimi dolayısıyla yörüngesi dünya'nın yörüngesine yaklaşan kuyruklu yıldız
326Astronomy
near-(noun)
dünya'nın yakınından geçen asteroid, kuyrukluyıldız veya göktaşı gibi uzaydaki bir nesne
327Astronomy
near-(noun)
dünyaya yakın cisim veya asteroid
328Astronomy
near-(noun)
yörüngesi dünyanın yörüngesine yaklaşan asteroit
329Literature
near-(noun)
yarım uyak
330Linguistics
near-(noun)
yakın anlamlılık
331Linguistics
near-(adjective)
yakın anlamlı
332History
near-(noun)
eskiden, günümüzde balkan devletleri ve osmanlı devleti'nin bulunduğu coğrafyaya verilen isim
333Environment
near-(noun)
iucn tarafından tehlike altında, neredeyse tehlike altında ya da yetersiz veri olarak sınıflandırılmış türler
334Environment
near-(noun)
kıyı açığı akıntısı
335Environment
near-(noun)
yakın deprem
336Geography
near-(adjective)
yüzeye yakın
337Meteorology
near-(noun)
beaufort ölçeğine göre saatte 52 ila 61 kilometre hıza sahip rüzgar
338Geology
near-(noun)
sığ jeofizik
339Places
near-(noun)
near adaları
340Places
near-(noun)
güneybatı alaska'da yer alan aleut adalarının, en batısındaki bir grup ada
341Military
near-(noun)
tam olarak hedefi vurmayan bir bomba, mermi
342Military
near-(noun)
iki uçak arasında olası çarpışma riskini içeren tehlikeli durum
343Military
near-(noun)
çarpışma tehlikesi
344Military
near-(noun)
yakın pusu
345Military
near-(noun)
yakın kıyı ikmal noktası
346Military
near-(noun)
yaklaşık gerçek zaman
347Sport
near-(noun)
topa o anda sahip olan oyuncuya en yakın kale direği
348Football
near-(noun)
ön direk
349Football
near-(noun)
yakın direk
350Abbreviation
near-(noun)
güneşin etrafında dönerken, yerçekimi dolayısıyla yörüngesi dünya'nın yörüngesine yaklaşan kuyruklu yıldız
351Abbreviation
near-(noun)
dünya'ya yakın cisim
352Abbreviation
near-(noun)
anlık sıkıştırılmış ses sistemi
353Abbreviation
near-(noun)
ses sinyallerini dijital forma kodlama tekniği
354Archaic
near-(adverb)
cimrice
355Archaic
near-(adverb)
pintice

💡 Kullanım İpucu

"near-" kelimesi 355 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"near-" kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git