or-

İngilizce "or-" kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1Common Usage
or-(adverb)
aşağı yukarı
2Common Usage
or-(adverb)
az çok
3Common Usage
or-(conjunction)
ya da
4Common Usage
or-(conjunction)
veya
5General
or-(verb)
açmaza girmek
6General
or-(verb)
burnunu kırmak
7General
or-(verb)
anlayışa sahip olmak
8General
or-(verb)
ya batmak ya çıkmak
9General
or-(verb)
narkozun etkisinden çıkmak
10General
or-(verb)
altına yapmak
11General
or-(verb)
batmak ya da çıkmak
12General
or-(verb)
tadı damağında kalmak
13General
or-(verb)
açıkta bırakmak
14General
or-(verb)
gerçekleri yansıtmak
15General
or-(verb)
iki çift laf etmek
16General
or-(verb)
mazur görmek
17General
or-(verb)
aynı yerde bulunmak
18General
or-(verb)
açık vermemek
19General
or-(verb)
arıza çıkarmak
20General
or-(verb)
edebiyat parçalamak
21General
or-(verb)
çan çalmak
22General
or-(verb)
kafa şişirmek
23General
or-(verb)
edebiyat parçalamak
24General
or-(verb)
acı yaşamak
25General
or-(verb)
yaramazlık yapmak
26General
or-(verb)
gerçekleri yansıtmak
27General
or-(verb)
alana inmek
28General
or-(verb)
sondaj kuyusu açmak
29General
or-(verb)
olmak ya da olmamak
30General
or-(verb)
acısını içine gömmek
31General
or-(verb)
ıkınmak
32General
or-(verb)
ya kazanmak ya batırmak
33General
or-(verb)
akıl erdirememek
34General
or-(verb)
şartına bağlamak
35General
or-(verb)
şarta bağlamak
36General
or-(verb)
şarta bağlamak
37General
or-(verb)
şartına bağlamak
38General
or-(verb)
canını dişine takmak
39General
or-(verb)
devreye girmek
40General
or-(verb)
göz açtırmamak
41General
or-(verb)
ıkınıp sıkınmak
42General
or-(verb)
ıcığını cıcığını sormak
43General
or-(verb)
ucuz atlatmak
44General
or-(verb)
ucuz kurtulmak
45General
or-(verb)
zevkini bozmak
46General
or-(verb)
metelik vermemek
47General
or-(verb)
açığı çıkmak
48General
or-(verb)
çalışma yürütmek
49General
or-(verb)
çalışmalar yapmak
50General
or-(verb)
dışarı çıkarılmak
51General
or-(verb)
deri yüzmek
52General
or-(verb)
çapa yapmak
53General
or-(verb)
çalışma yürütmek
54General
or-(verb)
çalışmada bulunmak
55General
or-(verb)
çalışmada bulunmak
56General
or-(verb)
çalışmada bulunmak
57General
or-(verb)
çalışmalar yapmak
58General
or-(verb)
dernek kurmak
59General
or-(verb)
çalışma yürütmek
60General
or-(verb)
çalışmalar yapmak
61General
or-(verb)
çalışma yürütmek
62General
or-(verb)
çalışmada bulunmak
63General
or-(verb)
dernek kurmak
64General
or-(verb)
dernek kurmak
65General
or-(verb)
elle beslemek
66General
or-(verb)
eliyle beslemek
67General
or-(verb)
dosyaya kaldırmak
68General
or-(verb)
kaçınmamak
69General
or-(verb)
tayini çıkmak
70General
or-(verb)
tayin olmak
71General
or-(verb)
hasar tespiti yapmak
72General
or-(verb)
halini hatırını sormak
73General
or-(verb)
arkasına sığınmak
74General
or-(verb)
haber salmak
75General
or-(verb)
haber yollamak
76General
or-(verb)
hükme bağlamak
77General
or-(verb)
erken tarihe almak
78General
or-(verb)
erken bir tarihe almak
79General
or-(verb)
erkene almak
80General
or-(verb)
birkaç kuruş para kazanmak
81General
or-(verb)
genze kaçmak
82General
or-(verb)
genzine kaçmak
83General
or-(verb)
genze kaçmak
84General
or-(verb)
genzine kaçmak
85General
or-(verb)
ya batırmak ya çıkarmak
86General
or-(verb)
birisi ya da bir şey için uykusu kaçmak
87General
or-(verb)
sayfa çevirmek
88General
or-(verb)
başkalarına ibret olsun diye cezalandırmak
89General
or-(verb)
ibret-i alem olsun diye cezalandırmak
90General
or-(verb)
ibreti alem için cezalandırmak
91General
or-(verb)
seğirmek
92General
or-(verb)
gece geç saatlere kadar çalışmak
93General
or-(verb)
tecrübeli ve bilgili olmak
94General
or-(verb)
zararla sonuçlanmak
95General
or-(verb)
herkesten üstün tutmak
96General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıya uğramak
97General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından saldırıya uğramak
98General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından saldırıya uğramak
99General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından saldırıya uğramak
100General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıya uğramak
101General
or-(verb)
kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıya uğramak
102General
or-(verb)
az çok bilmek
103General
or-(verb)
yaşama döndürmek
104General
or-(verb)
hayata döndürmek
105General
or-(verb)
havasızlıktan ölmek
106General
or-(verb)
birini/bir şeyi gemiye almak/yüklemek
107General
or-(verb)
tetikte olmak
108General
or-(verb)
mesul olmak
109General
or-(verb)
hesap vermek
110General
or-(verb)
(farklı kaynaklardan) soruşturmak
111General
or-(verb)
birisini (mahkeme/kurul vb.) karşısına çıkarmak
112General
or-(verb)
bir şey ile meşgul olmak
113General
or-(verb)
birini bir şey ile meşgul etmek
114General
or-(verb)
(birisine/bir şirkete) kredi sağlamak
115General
or-(verb)
(birisine/bir şirkete) kredi kullandırmak
116General
or-(verb)
(birisine/bir şirkete) kredi sağlamak
117General
or-(verb)
(birisine/bir şirkete) kredi kullandırmak
118General
or-(verb)
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek
119General
or-(verb)
bir şeyin/kişinin yanından (tek sıra) geçmek
120General
or-(verb)
tersini çevirmek
121General
or-(verb)
(bir hesaptan/birinden) zimmetine para geçirmek
122General
or-(verb)
zamanda ileri geri gitmek
123General
or-(verb)
bir iki haftalığına gitmek
124General
or-(verb)
birine veya bir yere başvuruda bulunmak veya bir belge sunmak/ibraz etmek
125General
or-(verb)
birini veya bir şeyi kaldırmak
126General
or-(verb)
birini uyuşturucuya veya alkole alıştırmak
127General
or-(verb)
öyle ya da böyle bir karara varmak
128General
or-(verb)
görevden/mevkiden almak
129General
or-(verb)
imzalı ve mühürlenmiş bir şekilde düzenlemek (belge)
130General
or-(verb)
bir şeye vesile olmak
131General
or-(verb)
birisini/bir şeyi dert ederek düşünmek
132General
or-(verb)
birini/bir şeyi dert ederek kendini üzmek
133General
or-(verb)
aşamalı olarak uyarlamak/alıştırmak
134General
or-(verb)
aşamalı olarak uyarlamak/alıştırmak
135General
or-(verb)
başına iş açmak/bela olmak
136General
or-(verb)
açmak/çözmek
137General
or-(verb)
kimi kimsesi olmamak
138General
or-(verb)
gözü arkada kalmak
139General
or-(verb)
havale geçirmek
140General
or-(verb)
diktirmek
141General
or-(verb)
içi yanmak
142General
or-(verb)
gelinlik çağına gelmek
143General
or-(verb)
evlilik çağına gelmek
144General
or-(verb)
hatim indirmek
145General
or-(verb)
her şeyin üstünde tutmak
146General
or-(verb)
cadılar bayramında şeker toplamaya çıkmak
147General
or-(verb)
(birinin/bir şeyin) hayranı olmak
148General
or-(verb)
(birini/bir şeyi) tutmaya/desteklemeye başlamak
149General
or-(verb)
(birine/bir şeye) ilgi/merak duymaya başlamak
150General
or-(verb)
(birini/bir şeyi) sevmeye başlamak
151General
or-(verb)
(birini/bir şeyi) takdir etmeye başlamak
152General
or-(noun)
megolomani ve psikopati
153General
or-(noun)
konservecilik
154General
or-(noun)
konsomasyon
155General
or-(noun)
merci
156General
or-(noun)
esrarcı
157General
or-(noun)
ölüm kalım meselesi
158General
or-(noun)
poğaça
159General
or-(noun)
çok önemli
160General
or-(noun)
davar
161General
or-(noun)
yol verdin yol vermedin kavgası
162General
or-(noun)
palamar parası
163General
or-(noun)
imam
164General
or-(noun)
ya hep ya hiç ilkesi
165General
or-(noun)
tek mi çift mi oyunu
166General
or-(noun)
sigaraböreği
167General
or-(noun)
mihmandar
168General
or-(noun)
allak
169General
or-(noun)
ölüm kalım meselesi
170General
or-(noun)
ekşimik
171General
or-(noun)
tek mi çift mi
172General
or-(noun)
iki çift laf
173General
or-(noun)
diş kirası
174General
or-(noun)
besinlerle arası iyi olmama
175General
or-(noun)
küfeci
176General
or-(noun)
sosyal yiyecekler
177General
or-(noun)
altın sarısı
178General
or-(noun)
iki çift söz
179General
or-(noun)
ölüm kalım meselesi
180General
or-(noun)
aile özlemi
181General
or-(noun)
eyalet
182General
or-(noun)
ürün veya düşünce satışı
183General
or-(noun)
evet veya hayır
184General
or-(noun)
artı eksi
185General
or-(noun)
can yoldaşı
186General
or-(noun)
ilk göz ağrısı
187General
or-(noun)
hamiyetsizlik
188General
or-(noun)
ya geçidi
189General
or-(noun)
veya geçidi
190General
or-(noun)
çigan
191General
or-(noun)
ağız dalaşı
192General
or-(noun)
ölüm kalım meselesi
193General
or-(noun)
hüsn-ü zan
194General
or-(noun)
dünür
195General
or-(noun)
savaş ya da kaç
196General
or-(noun)
örneğe göre alış veya satış
197General
or-(noun)
talepname
198General
or-(noun)
her şey veya hiçbir şey kavramı
199General
or-(noun)
savaş ya da sıvış
200General
or-(noun)
savaş veya kaç
201General
or-(noun)
kollar veya bacaklar
202General
or-(noun)
yazı tura oyunu
203General
or-(noun)
yazı tura oyunu
204General
or-(noun)
cadılar bayramında çocukların kapı kapı dolaşıp şeker veya para istemeleri
205General
or-(noun)
yazı tura
206General
or-(noun)
hasta ve yaralı kişilerin nakli
207General
or-(noun)
kare (çizgi romanda)
208General
or-(noun)
deri veya saç bakım cihazları
209General
or-(noun)
başıbozukluk
210General
or-(noun)
briketçi
211General
or-(noun)
idari amir
212General
or-(noun)
birine veya bir şeye karşı sorumluluk
213General
or-(noun)
sözlü veya yazılı uyarı
214General
or-(noun)
askıdaki dosya
215General
or-(noun)
gerçek yada detaylar
216General
or-(noun)
iki seçenek arasındaki zorunlu seçim
217General
or-(adjective)
bir iki tane
218General
or-(adjective)
rasgele
219General
or-(adjective)
sirkeli
220General
or-(adjective)
gelişigüzel
221General
or-(adjective)
bir iki
222General
or-(adjective)
nedensiz
223General
or-(adjective)
birkaç
224General
or-(adjective)
sıradan
225General
or-(adjective)
sebepsiz
226General
or-(adjective)
bir ya da birkaç
227General
or-(adjective)
ruhsatlı
228General
or-(adjective)
tek veya çift
229General
or-(adjective)
alelade
230General
or-(adjective)
birkaç tane
231General
or-(adjective)
tatlı veya tatsız
232General
or-(adjective)
daha yeni veya daha uzun
233General
or-(adjective)
gelişigüzel
234General
or-(adjective)
tesadüfi
235General
or-(adjective)
-in bir iki tanesi
236General
or-(adjective)
doğru veya yanlış
237General
or-(adjective)
yakalanamaz
238General
or-(adjective)
sağlam temellere dayanmayan
239General
or-(adjective)
müstakil veya müşterek
240General
or-(adjective)
üç parçadan oluşan
241General
or-(adjective)
üç kısımdan oluşan
242General
or-(adjective)
yol yorgunu
243General
or-(adjective)
ya hep ya hiç
244General
or-(adjective)
uzlaşmaz
245General
or-(adjective)
iki seçenekten birini tercih etmeyi gerektiren
246General
or-(adjective)
kaçamağa izin vermeyen
247General
or-(adverb)
daha doğrusu
248General
or-(adverb)
hiç denecek kadar
249General
or-(adverb)
nasılsa
250General
or-(adverb)
şu veya bu şekilde
251General
or-(adverb)
bir iki gün içinde
252General
or-(adverb)
kazaen veya kasten
253General
or-(adverb)
ergeç
254General
or-(adverb)
tam o kadar
255General
or-(adverb)
er veya geç
256General
or-(adverb)
falan
257General
or-(adverb)
ne olursa olsun
258General
or-(adverb)
her nedense
259General
or-(adverb)
kısmen ya da tamamen
260General
or-(adverb)
ya az ya hiç
261General
or-(adverb)
eninde sonunda
262General
or-(adverb)
veya takriben
263General
or-(adverb)
bir gün
264General
or-(adverb)
her hangi bir biçimde veya her nasılsa
265General
or-(adverb)
tam öyle
266General
or-(adverb)
hiç denecek kadar az
267General
or-(adverb)
iyi kötü
268General
or-(adverb)
er geç
269General
or-(adverb)
yoksa
270General
or-(adverb)
kadar
271General
or-(adverb)
hiçbir şekilde
272General
or-(adverb)
hiçbir engelle karşılaşmadan
273General
or-(adverb)
bir türlü
274General
or-(adverb)
günün birinde
275General
or-(adverb)
ne fazla ne eksik
276General
or-(adverb)
bugün yahut yarın
277General
or-(adverb)
hiçbir şekilde
278General
or-(adverb)
aksi halde
279General
or-(adverb)
hiçbir suretle
280General
or-(adverb)
nasıl olsa
281General
or-(adverb)
orada veya o civarda
282General
or-(adverb)
erken veya geç
283General
or-(adverb)
takriben
284General
or-(adverb)
bütün zorluklara rağmen
285General
or-(adverb)
her ne olursa
286General
or-(adverb)
nasılsa
287General
or-(adverb)
civarında
288General
or-(adverb)
herhangi bir şekilde
289General
or-(adverb)
iyi kötü
290General
or-(adverb)
aksi takdirde
291General
or-(adverb)
her hangi bir biçimde
292General
or-(adverb)
ileride birgün
293General
or-(adverb)
her halükarda
294General
or-(adverb)
yaklaşık
295General
or-(adverb)
bir ya da birden çok
296General
or-(adverb)
her nasıl olursa olsun
297General
or-(adverb)
her nasıl olsa
298General
or-(adverb)
bir iki kez
299General
or-(adverb)
sonuç ne olursa olsun
300General
or-(adverb)
ne olursa olsun
301General
or-(adverb)
ille
302General
or-(adverb)
ya şimdi ya hiç
303General
or-(adverb)
hemen hemen hiç
304General
or-(adverb)
herhangi bir engel olmaksızın
305General
or-(adverb)
bir saate kadar
306General
or-(adverb)
nasıl olsa
307General
or-(adverb)
er ya da geç
308General
or-(adverb)
bir iki kere
309General
or-(adverb)
iki arada bir derede
310General
or-(adverb)
az ya da çok
311General
or-(adverb)
birer ikişer
312General
or-(adverb)
doğrudan veya dolaylı
313General
or-(adverb)
doğrudan veya dolaylı olarak
314General
or-(adverb)
doğru veya yanlış
315General
or-(adverb)
doğru ya da yanlış
316General
or-(adverb)
neticesini düşünmeden
317General
or-(adverb)
rastgele
318General
or-(adverb)
dikkatsizce
319General
or-(adverb)
şimdi veya sonra
320General
or-(adverb)
yaklaşık
321General
or-(adverb)
er ya da geç
322General
or-(adverb)
kısmen veya tamamen
323General
or-(adverb)
yılda bir veya iki kez
324General
or-(adverb)
yılda bir veya iki kere
325General
or-(adverb)
dolaylı ya da doğrudan
326General
or-(adverb)
dolaylı ya da dolaysız
327General
or-(adverb)
kısmen veya tamamen
328General
or-(adverb)
olumlu veya olumsuz
329General
or-(adverb)
olumlu ya da olumsuz
330General
or-(adverb)
haftada iki veya daha fazla kez
331General
or-(adverb)
o ya da bu şekilde
332General
or-(adverb)
bilerek ya da bilmeyerek
333General
or-(preposition)
olarak ya da olmaksızın
334General
or-(pronoun)
belirsizlik ifadesi olarak kullanılan bir kalıp
335General
or-(conjunction)
bilemedin
336General
or-(conjunction)
ve/veya
337General
or-(conjunction)
ama öyle ama böyle
338General
or-(conjunction)
gerek
339General
or-(conjunction)
ve/veya
340General
or-(conjunction)
veya şöyle
341General
or-(conjunction)
veyahut
342General
or-(conjunction)
ya
343General
or-(conjunction)
ya ... ya da ...
344General
or-(conjunction)
olup olmadığı
345General
or-(conjunction)
ya ... veya ...
346General
or-(conjunction)
yoksa
347General
or-(conjunction)
biri ya da ikisi
348General
or-(conjunction)
veya
349General
or-(conjunction)
yahut
350General
or-(conjunction)
ister
351General
or-(conjunction)
ya... ya...
352General
or-(conjunction)
-sa da -masa da (yapsa da yapmasa da gibi)
353General
or-(conjunction)
gerek...gerekse...
354Phrasals
or-(verb)
bir yerden zorla/istemeyerek ayrılmak
355Phrasals
or-(verb)
kötü davranmak
356Phrasals
or-(verb)
çevresine (bir şey) yapmak
357Phrasals
or-(verb)
(birinin veya bir fikrin) etrafında inşa etmek
358Phrasals
or-(verb)
beraberinde taşımak
359Phrasals
or-(verb)
beraberinde taşımak
360Phrasals
or-(verb)
çevresine/etrafına toplanmak
361Phrasals
or-(verb)
çevresine/etrafına toplanmak
362Phrasals
or-(verb)
öylesine üstüne almak/atmak
363Phrasals
or-(verb)
öylesine üstüne almak/atmak
364Phrasals
or-(verb)
oraya buraya atmak
365Phrasals
or-(verb)
oraya buraya atmak
366Phrasals
or-(verb)
birinin veya bir şeyin etrafında uçmak/uçuşmak
367Phrasals
or-(verb)
oraya oraya çekmek/sürüklemek/çekiştirmek
368Phrasals
or-(verb)
problemli bölgeye girmeyip etrafından geçecek şekilde yönlendirmek
369Phrasals
or-(verb)
problemli bölgeye girmeyip etrafından geçecek şekilde yönlendirmek
370Phrasals
or-(verb)
her yerde bahsetmek
371Phrasals
or-(verb)
iyice/sıkıca sarmak/örtmek
372Phrasals
or-(verb)
olarak seçmek/benimsemek/kabul etmek
373Phrasals
or-(verb)
kendine ait olduğunu iddia etmek
374Phrasals
or-(verb)
tasavvur/hayal etmek
375Phrasals
or-(verb)
tasavvur/hayal etmek
376Phrasals
or-(verb)
olmakla/yapmakla suçlamak
377Phrasals
or-(verb)
olarak tanımlamak
378Phrasals
or-(verb)
olarak tanımlamak
379Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/düşünmek/hayal etmek
380Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/düşünmek/hayal etmek
381Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/düşünmek/değerlendirmek/algılamak
382Phrasals
or-(verb)
olarak ilan edip methetmek/yüceltmek/övmek/göklere çıkarmak
383Phrasals
or-(verb)
olarak ilan edip methetmek/yüceltmek/övmek/göklere çıkarmak
384Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/düşünmek/algılamak
385Phrasals
or-(verb)
başka bir şey olarak düşünmek/görmek/algılamak
386Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/tutmak
387Phrasals
or-(verb)
olarak görmek/düşünmek/hayal etmek
388Phrasals
or-(verb)
yana/kenara atmak/fırlatmak/savurmak
389Phrasals
or-(verb)
kötü kullanmak
390Phrasals
or-(verb)
etrafına (bir şey) yapmak
391Phrasals
or-(verb)
(birine veya bir fikre göre) kurmak
392Phrasals
or-(verb)
yanında taşımak
393Phrasals
or-(verb)
yanında taşımak
394Phrasals
or-(verb)
başına üşüşmek
395Phrasals
or-(verb)
başına üşüşmek
396Phrasals
or-(verb)
omuzlarına atmak
397Phrasals
or-(verb)
omuzlarına atmak
398Phrasals
or-(verb)
oraya buraya fırlatmak
399Phrasals
or-(verb)
oraya buraya fırlatmak
400Phrasals
or-(verb)
/birinin veya bir şeyin üzerinde uçmak/uçuşmak
401Phrasals
or-(verb)
yan/tali yola yönlendirmek
402Phrasals
or-(verb)
yan/tali yola yönlendirmek
403Phrasals
or-(verb)
önüne gelene tanıtmak
404Phrasals
or-(verb)
kendininmiş gibi benimsemek
405Phrasals
or-(verb)
anlamak
406Phrasals
or-(verb)
anlamak
407Phrasals
or-(verb)
olmakla itham etmek
408Phrasals
or-(verb)
olduğunu söylemek/demek
409Phrasals
or-(verb)
olduğunu söylemek/demek
410Phrasals
or-(verb)
gözünde/kafasında (bir şey) olarak canlandırmak
411Phrasals
or-(verb)
gözünde/kafasında (bir şey) olarak canlandırmak
412Phrasals
or-(verb)
yere göğe koyamamak
413Phrasals
or-(verb)
yere göğe koyamamak
414Phrasals
or-(verb)
başka bir şey olduğunu sanmak
415Phrasals
or-(verb)
bir şeyle bir/eşit tutmak/görmek
416Phrasals
or-(verb)
gözünde/kafasında (bir şey) olarak canlandırmak
417Phrasals
or-(verb)
tartaklamak
418Phrasals
or-(verb)
çevresine (bir şey) kurmak
419Phrasals
or-(verb)
(birini veya bir fikri) merkeze alarak oluşturmak
420Phrasals
or-(verb)
kucağında taşımak
421Phrasals
or-(verb)
kucağında taşımak
422Phrasals
or-(verb)
öylesine sarınmak
423Phrasals
or-(verb)
öylesine sarınmak
424Phrasals
or-(verb)
oraya buraya saçmak
425Phrasals
or-(verb)
oraya buraya saçmak
426Phrasals
or-(verb)
birinin veya bir şeyin tepesinde uçmak/uçuşmak
427Phrasals
or-(verb)
evlatlık almak
428Phrasals
or-(verb)
olarak düşünmek
429Phrasals
or-(verb)
olarak düşünmek
430Phrasals
or-(verb)
gözünün önüne getirmek
431Phrasals
or-(verb)
gözünün önüne getirmek
432Phrasals
or-(verb)
dövmek
433Phrasals
or-(verb)
etrafına (bir şey) kurmak
434Phrasals
or-(verb)
(birinin veya bir fikrin) etrafında bina etmek
435Phrasals
or-(verb)
oraya buraya yaymak
436Phrasals
or-(verb)
oraya buraya yaymak
437Phrasals
or-(verb)
evlat edinmek
438Phrasals
or-(verb)
gözünde canlandırmak
439Phrasals
or-(verb)
gözünde canlandırmak
440Phrasals
or-(verb)
çevresine (bir şey) inşa etmek
441Phrasals
or-(verb)
etrafına (bir şey) inşa etmek
442Phrasals
or-(verb)
çevresine/etrafına bina etmek
443Phrasals
or-(verb)
birisine veya bir yere haber vermeden gitmek
444Phrasals
or-(verb)
birini ya da bir nesneyi bir şeyle sarmak
445Phrasals
or-(verb)
birini ya da bir nesneyi bir şeyle bağlamak
446Phrasals
or-(verb)
… ihsan etmek/eylemek
447Phrasals
or-(verb)
kutsamak
448Phrasals
or-(verb)
unutmak
449Phrasals
or-(verb)
maziye/geçmişe gömmek
450Phrasals
or-(verb)
havaya uçurmak
451Phrasals
or-(verb)
patlatmak
452Phrasals
or-(verb)
gümletmek
453Phrasals
or-(verb)
(bombayla) dışarıya çıkartmak
454Phrasals
or-(verb)
(bir şeyde) delik açmak
455Phrasals
or-(verb)
delmek
456Phrasals
or-(verb)
(birine) ilgiyle ve yoğun bir şekilde bakmak
457Phrasals
or-(verb)
gözünü dikmek
458Phrasals
or-(verb)
bakışını yöneltmek
459Phrasals
or-(verb)
bakışları üzerinde olmak
460Phrasals
or-(verb)
delik açmak
461Phrasals
or-(verb)
delmek
462Phrasals
or-(verb)
delip geçmek
463Phrasals
or-(verb)
(bakışları) delip geçmek
464Phrasals
or-(verb)
(birisinin) benliğine nüfuz etmek
465Phrasals
or-(verb)
içine işlemek
466Phrasals
or-(verb)
(birine bir şeyi) zorla yaptırmak
467Phrasals
or-(verb)
(birine bir şeyi) kaba kuvvetle yaptırmak
468Phrasals
or-(verb)
(birine bir şeyi) döve döve yaptırmak
469Phrasals
or-(verb)
(birine bir şeyi) tehditle yaptırmak
470Phrasals
or-(verb)
(birini bir şey) yapmaya zorlamak
471Phrasals
or-(verb)
öğrenmek/öğretmek için çok çalışmak
472Phrasals
or-(verb)
zorla/kafasına vura vura öğretmek
473Phrasals
or-(verb)
aklına/kafasına sokmak
474Phrasals
or-(verb)
beynine kazımak
475Phrasals
or-(verb)
(bir şey birinin) aklına girmek
476Phrasals
or-(verb)
kafa yormak/patlatmak
477Phrasals
or-(verb)
pelte gibi oluncaya kadar dövmek
478Phrasals
or-(verb)
ayakta duramayacak hale gelinceye kadar dövmek
479Phrasals
or-(verb)
ağzı burnu kanayıncaya kadar dövmek
480Phrasals
or-(verb)
pestili çıkıncaya kadar dövmek
481Phrasals
or-(verb)
itiraf edinceye kadar dövmek
482Phrasals
or-(verb)
pes edinceye kadar dövmek
483Phrasals
or-(verb)
eşek sudan gelinceye kadar dövmek/pataklamak
484Phrasals
or-(verb)
pestilini çıkarmak
485Phrasals
or-(verb)
bir güzel benzetmek
486Phrasals
or-(verb)
ağzını burnunu kırmak/dağıtmak
487Phrasals
or-(verb)
beynini dağıtmak/patlatmak
488Phrasals
or-(verb)
oluncaya kadar çırpmak/karıştırmak
489Phrasals
or-(verb)
karışıma (bir şey) ekleyip/katıp karıştırmak
490Phrasals
or-(verb)
(bir şeyi) karışıma yedirmek
491Phrasals
or-(verb)
zorla/döve döve ağzından laf almak
492Phrasals
or-(verb)
zorla/döve döve söyletmek
493Phrasals
or-(verb)
zorla/döve döve elinden almak
494Phrasals
or-(verb)
tozunu silkmek
495Phrasals
or-(verb)
silkelemek
496Phrasals
or-(verb)
tokaçlamak
497Phrasals
or-(verb)
temizlemek/lekesini çıkarmak için çok/defalarca uğraşmak
498Phrasals
or-(verb)
dövmek
499Phrasals
or-(verb)
hırpalamak
500Phrasals
or-(verb)
yumruklamak

💡 Kullanım İpucu

"or-" kelimesi 500 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"or-" kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git