split-

İngilizce "split-" kelimesinin Türkçe anlamları ve kullanımları

Anlamlar ve Çeviriler

#KategoriİngilizceTürkçe
1Common Usage
split-(verb)
yarmak
2Common Usage
split-(verb)
bölmek
3Irregular Verb
split-(verb)
split - split
4General
split-(verb)
katıla katıla gülmek
5General
split-(verb)
çatlatmak
6General
split-(verb)
çekip gitmek
7General
split-(verb)
paylaşmak
8General
split-(verb)
kırılmak
9General
split-(verb)
ayrılmak (gruplara vb)
10General
split-(verb)
küçük değişiklikler yapmak
11General
split-(verb)
taksim etmek
12General
split-(verb)
ayrılmak
13General
split-(verb)
parçalamak
14General
split-(verb)
bölüşmek
15General
split-(verb)
yarılmak
16General
split-(verb)
çatlamak
17General
split-(verb)
bölünmek
18General
split-(verb)
ayrılmak
19General
split-(verb)
gülmekten kırılmak
20General
split-(verb)
bozuşmak
21General
split-(verb)
yarılmak
22General
split-(verb)
yarılmak
23General
split-(verb)
farklı mevsimlerde yola çıkıp gelmek
24General
split-(verb)
mahvetmek
25General
split-(verb)
bölüştürmek
26General
split-(verb)
ayırmak (gruplara vb)
27General
split-(verb)
paylaştırmak
28General
split-(verb)
kopmak
29General
split-(verb)
kılı kırk yarmak
30General
split-(verb)
ayırmak
31General
split-(verb)
kılı kırk yarmak
32General
split-(verb)
ince eleyip sık dokumak
33General
split-(verb)
bölünmek
34General
split-(verb)
kırmak
35General
split-(verb)
taksite bağlamak
36General
split-(verb)
defolup gitmek
37General
split-(verb)
gülmekten yarılmak
38General
split-(verb)
yarmak
39General
split-(verb)
ince eleyip sık dokumak
40General
split-(verb)
taksitlere bölmek
41General
split-(verb)
parçalanmak
42General
split-(verb)
ayrılmak
43General
split-(verb)
taksitlendirmek
44General
split-(verb)
üleşmek
45General
split-(verb)
gülmekten yarılmak
46General
split-(verb)
titizlenmek
47General
split-(verb)
katıla katıla gülmek
48General
split-(verb)
yıkmak
49General
split-(verb)
ayırmak
50General
split-(verb)
yollarını ayırmak
51General
split-(verb)
ülkeyi bölmek
52General
split-(verb)
yapılacak işi yarı yarıya bölmek
53General
split-(verb)
kategorilere ayırmak
54General
split-(verb)
-e ayrılmak
55General
split-(verb)
(yarı yarıya) kırışmak
56General
split-(verb)
ikiye bölünmek
57General
split-(verb)
kalanı bölüşmek
58General
split-(verb)
kalanı dağıtmak
59General
split-(verb)
dudağı patlamak
60General
split-(verb)
dudağı patlamak
61General
split-(verb)
karı paylaşmak
62General
split-(verb)
oyları bölmek
63General
split-(verb)
eşinden ayrılmak
64General
split-(verb)
bacakları 180 derece açmak
65General
split-(verb)
bacakları 180 derece açmak
66General
split-(verb)
yatak ayırmak
67General
split-(verb)
hesabı kırışmak
68General
split-(verb)
saç kırıklarını aldırmak
69General
split-(verb)
saçının kırıklarını aldırmak
70General
split-(verb)
ikiye ayrılmak
71General
split-(verb)
(kazancı vb) üçe bölmek
72General
split-(verb)
(kazancı vb) dörde bölmek
73General
split-(verb)
eşit paylaşmak
74General
split-(verb)
atomu parçalamak
75General
split-(verb)
eşit biçimde bölmek
76General
split-(noun)
rendelenmemiş kereste
77General
split-(noun)
edebiyatta bölünmüş kişilik
78General
split-(noun)
yarım parça
79General
split-(noun)
an
80General
split-(noun)
ayrılma
81General
split-(noun)
ayrılık
82General
split-(noun)
karnıyarık
83General
split-(noun)
yarılma
84General
split-(noun)
kopma
85General
split-(noun)
bozuşma
86General
split-(noun)
göce
87General
split-(noun)
imambayıldı
88General
split-(noun)
yarık
89General
split-(noun)
muhbir
90General
split-(noun)
iki seviyede olan oda
91General
split-(noun)
bölünmüş biletleme
92General
split-(noun)
sökük (dikiş yeri üzerindeki)
93General
split-(noun)
parçalanma
94General
split-(noun)
hafiye
95General
split-(noun)
kırık
96General
split-(noun)
yarım şişe içecek
97General
split-(noun)
görüş ayrılığı
98General
split-(noun)
kurutulup kendiliğinden ikiye ayrılmış bezelye tanesi
99General
split-(noun)
lahza
100General
split-(noun)
aktarmasız biletin fiyatını kırmak için çok sektörlü bir yolculuk için ayrı biletlerin basılması
101General
split-(noun)
kırık bezelye
102General
split-(noun)
ayrılma
103General
split-(noun)
boşanma
104General
split-(noun)
ispiyoncu
105General
split-(noun)
kıymık
106General
split-(noun)
sökük yer
107General
split-(noun)
kırılma
108General
split-(noun)
çatlama
109General
split-(noun)
emniyet mandalı
110General
split-(noun)
çatlak
111General
split-(noun)
split klima
112General
split-(noun)
odaları değişik seviyelerde olan ev
113General
split-(noun)
yarılma
114General
split-(noun)
paylaştırma
115General
split-(noun)
ayrılma
116General
split-(noun)
split tren istasyonu
117General
split-(noun)
ayrık beyin
118General
split-(noun)
çok kısa bir süre
119General
split-(noun)
salise
120General
split-(noun)
muzlu tatlı
121General
split-(noun)
maşa raptiye
122General
split-(noun)
maşa raptiye
123General
split-(noun)
uçları kırılmış saç
124General
split-(noun)
bütün bir muzun üzerine birkaç top dondurma, aromalı şurup, meyve ve fındık kremşanti ile servis edilen tatlı
125General
split-(adjective)
çatlamış
126General
split-(adjective)
çift toynaklı (hayvan)
127General
split-(adjective)
bir anlık
128General
split-(adjective)
çatlak
129General
split-(adjective)
ayrık
130General
split-(adjective)
yarık
131General
split-(adjective)
ayrılmış
132General
split-(adjective)
kırık
133General
split-(adjective)
ikiye bölünmüş
134General
split-(adjective)
yarıya bölünmüş
135General
split-(adverb)
biranda
136General
split-(adverb)
çarçabuk
137General
split-(adverb)
kaşla göz arasında
138General
split-(adverb)
süratle
139General
split-(adverb)
hızla
140General
split-(adverb)
çabucak
141General
split-(adverb)
çarçabuk
142Phrasals
split-(verb)
ayrılmak
143Phrasals
split-(verb)
bir şeyden ayrılmak
144Phrasals
split-(verb)
birinden ayrılmak
145Phrasals
split-(verb)
dağılmak
146Phrasals
split-(verb)
parçalanmak
147Phrasals
split-(verb)
(iki kişi) arasında bölüştürmek
148Phrasals
split-(verb)
(birinden/bir şeyden) ayrılmak
149Phrasals
split-(verb)
(iki kişi) arasında bölüştürmek
150Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölünmek
151Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şey/kişi) arasında kararsız kalmak
152Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şey/kişi) arasında kalmak
153Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölüştürmek
154Phrasals
split-(verb)
bir şeyi (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölüştürmek/paylaştırmak
155Phrasals
split-(verb)
bir şeyi (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında pay etmek
156Phrasals
split-(verb)
bir şeyi (iki veya daha fazla kişi) paylaşmak/bölüşmek
157Phrasals
split-(verb)
ikiye veya daha fazla parçaya ayırmak
158Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şeyin/kişinin) arasını bölmek
159Phrasals
split-(verb)
(iki veya daha fazla şey/kişi) arasında yer işgal etmek
160Proverb
split-(-1)
olmuşla ölmüşe çare yok
161Colloquial
split-(verb)
kalanı kırışmak
162Colloquial
split-(verb)
ortaklaşa bir taksiye binmek
163Colloquial
split-(verb)
taksiyi bölüşmek
164Colloquial
split-(verb)
taksimetreyi bölüşmek
165Colloquial
split-(expression)
kısacık bir an için
166Idioms
split-(verb)
başaramamak
167Idioms
split-(verb)
başarısız olmak
168Idioms
split-(verb)
ölümcül bir hata yapmak
169Idioms
split-(verb)
bütün parti ve adayları görerek oy kullanmak
170Idioms
split-(verb)
birleşik oy pusulası ile seçim yapmak
171Idioms
split-(verb)
gülmekten çatlamak
172Idioms
split-(verb)
el altından yarı yarıya kırışmak
173Idioms
split-(verb)
gülmekten kırılmak
174Idioms
split-(verb)
el altından yarı yarıya bölüşmek
175Idioms
split-(verb)
gülmekten ölmek
176Idioms
split-(verb)
gülmekten yarılmak
177Idioms
split-(verb)
gül gül ölmek
178Idioms
split-(verb)
iki eşit parçaya bölmek
179Idioms
split-(verb)
ince eleyip sık dokumak
180Idioms
split-(verb)
ortada buluşmak/anlaşmak
181Idioms
split-(verb)
kılı kırk yarmak
182Idioms
split-(verb)
oyunu üzerinde bütün parti ve adayların yer aldığı birleşik oy pusulası ile kullanmak
183Idioms
split-(verb)
uzun uzadıya incelemek
184Idioms
split-(verb)
yarı yarıya bölmek
185Idioms
split-(verb)
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak
186Idioms
split-(verb)
(anlaşamayan taraflar) ikiye bölünmek/ayrılmak
187Idioms
split-(verb)
iki karşıt gruba ayrılmak/bölünmek
188Idioms
split-(expression)
bir anda
189Speaking
split-(expression)
annemle babam ayrılmadan önce
190Speaking
split-(expression)
gülmekten yarıldım
191Speaking
split-(expression)
gitme/ayrılma vakti
192Speaking
split-(expression)
gülmekten (karnıma/mideme) sancılar/ağrılar girdi
193Speaking
split-(expression)
oldu olacak kırıldı nacak
194Speaking
split-(expression)
kaçmam/gitmem lazım
195Speaking
split-(expression)
(gülmekten) koptum
196Slang
split-(verb)
gammazlamak
197Slang
split-(verb)
ele vermek
198Slang
split-(verb)
ispiyonlamak
199Slang
split-(verb)
kıçını yırtmak
200Slang
split-(verb)
kahkahalara boğulmak
201Slang
split-(verb)
kahkahayı basmak
202Slang
split-(verb)
(yumrukla) suratını dağıtmak
203Slang
split-(verb)
(silahla) beynini dağıtmak
204Slang
split-(expression)
hadi buradan gidelim!
205Trade/Economic
split-(verb)
bölmek
206Trade/Economic
split-(verb)
taksitlere bölmek
207Trade/Economic
split-(noun)
ayırma biçiminde bir şirket yeniden yapılanması
208Trade/Economic
split-(noun)
bölünmüş hisse senedi
209Trade/Economic
split-(noun)
bölme
210Trade/Economic
split-(noun)
birim hisse değeri artırılarak tedavüldeki hisse sayısının düşürülmesi
211Trade/Economic
split-(noun)
bir şirketin bir kısım aktifinin başka bir şirketin hisse senetleri karşılığında devredilmesi
212Trade/Economic
split-(noun)
birim hisse değeri düşürülerek tedavüldeki hisse sayısının artırılması
213Trade/Economic
split-(noun)
bölünmüş pazar
214Trade/Economic
split-(noun)
birleştirme
215Trade/Economic
split-(noun)
emir bölme
216Trade/Economic
split-(noun)
hisse senedi bölünmesi
217Trade/Economic
split-(noun)
hisse senetlerinin nominal değeri farklı hisse senetlerine dönüştürülmesi
218Trade/Economic
split-(noun)
hisse senetlerini değiştirme
219Trade/Economic
split-(noun)
hisse bölünmesi
220Trade/Economic
split-(noun)
hisse senedi bölünmesi
221Trade/Economic
split-(noun)
kar bölüşüm yöntemi
222Trade/Economic
split-(noun)
küçük birimlere bölünebilen ve uzun bir süre içinde satılabilen büyük bir sipariş
223Trade/Economic
split-(noun)
nominal değeri artırarak hisse senedi değiştirme
224Trade/Economic
split-(noun)
nominal değeri artırarak hisse senetlerini birleştirme
225Trade/Economic
split-(noun)
pay dağıtma
226Trade/Economic
split-(noun)
sermaye değişmeden hisse sayısının değiştirilmesi
227Trade/Economic
split-(noun)
şirketin bölünme ve parçalanma biçimindeki yeniden yapılanması
228Trade/Economic
split-(noun)
tersine bölünme
229Politics
split-(verb)
ülkeyi parçalamak
230Politics
split-(noun)
birleşik oy pusulası ile yapılan oylama
231Politics
split-(noun)
birden çok siyasi makam için oylama yapılan bir seçimde oy pusulasında farklı partilerden adayların bulunması
232Politics
split-(noun)
birleşik oy pusulası
233Politics
split-(noun)
siyasi ayrılık
234Tourism
split-(noun)
ortaklaşa charter kiralama
235Advertising
split-(noun)
reklamı yapılan ürüne ait tanıtım ilanının bir gazetede tekrarlanarak yayınlanması
236Technical
split-(verb)
ayırmak
237Technical
split-(verb)
bölmek
238Technical
split-(noun)
ayırma algoritması
239Technical
split-(noun)
anten parçası
240Technical
split-(noun)
açık dolama
241Technical
split-(noun)
ağızda dikey çatlağı
242Technical
split-(noun)
açık halka
243Technical
split-(noun)
ayırma çizgisi
244Technical
split-(noun)
ayrık alan
245Technical
split-(noun)
ayrık dönüşüm
246Technical
split-(noun)
ayrık kalıp
247Technical
split-(noun)
ayrık makaralı rulman
248Technical
split-(noun)
ayrılabilir gövdeli pompa
249Technical
split-(noun)
ayrılabilir sistem
250Technical
split-(noun)
ayrik çok baglantili devre
251Technical
split-(noun)
bölerek bükme
252Technical
split-(noun)
bölümlü kavrama
253Technical
split-(noun)
bölünmüş kilit rondelası
254Technical
split-(noun)
bölünmüş sözcük işlemi
255Technical
split-(noun)
çatal pim vidası
256Technical
split-(noun)
çatal pim
257Technical
split-(noun)
çatal pin
258Technical
split-(noun)
çift ışınlı mikroskopla tahribatsız muayene
259Technical
split-(noun)
çevresel ayrılma
260Technical
split-(noun)
güç dağıtım ünitesi
261Technical
split-(noun)
gövde birleşme yüzeyi
262Technical
split-(noun)
iki parçalı gövde
263Technical
split-(noun)
iki parçadan yapılmış somun
264Technical
split-(noun)
iki yarım güvenirlik katsayısı
265Technical
split-(noun)
iki yarı güvenirlik katsayısı
266Technical
split-(noun)
iki parçalı kalıp
267Technical
split-(noun)
kanalsız split klima
268Technical
split-(noun)
kanalsız split iklimlendirici
269Technical
split-(noun)
karakteristik tabanlı ayırma algoritması
270Technical
split-(noun)
kopilya
271Technical
split-(noun)
koşum takımı somun burcu
272Technical
split-(noun)
kolon ayırıcı
273Technical
split-(noun)
makine bölmeli faz akım dengeleyici
274Technical
split-(noun)
ön kesme patlatması
275Technical
split-(noun)
parçalı kalıp
276Technical
split-(noun)
parçalı maça kutusu
277Technical
split-(noun)
parçalanmış sözcük işlemi
278Technical
split-(noun)
parçalı halka kalıp
279Technical
split-(noun)
plaka tuğla
280Technical
split-(noun)
sıralı mibzer
281Technical
split-(noun)
split tip kondenser
282Technical
split-(noun)
sütun ayırıcı
283Technical
split-(noun)
yarma
284Technical
split-(noun)
yarık ekran
285Technical
split-(noun)
yarık anotlu magneton
286Technical
split-(noun)
yarıklı pim
287Technical
split-(noun)
yatay ayırma işlemi
288Technical
split-(noun)
yarım ay flanş
289Technical
split-(noun)
yarık etekli piston
290Technical
split-(noun)
yarım
291Technical
split-(noun)
yarma-kaynaştırma yöntemi
292Technical
split-(noun)
yarılma diski
293Technical
split-(noun)
yarma odun
294Technical
split-(noun)
yarık kaşık
295Technical
split-(noun)
yarık perçin
296Technical
split-(noun)
yarım vites/yavaş seri vites
297Technical
split-(noun)
yarık lokma
298Technical
split-(adjective)
ayrılmış
299Technical
split-(adjective)
bölünmüş
300Technical
split-(adjective)
yatay bölünmüş
301Computer
split-(verb)
satırı bölmek
302Computer
split-(verb)
pencereyi bölmek
303Computer
split-(noun)
ayırma düğmesi
304Computer
split-(noun)
bölme
305Computer
split-(noun)
bölme çubuğunu taşı
306Computer
split-(noun)
bölünmüş ekran
307Computer
split-(noun)
bölme sınırını taşı
308Computer
split-(noun)
bölünme
309Computer
split-(noun)
bölme kutusu
310Computer
split-(noun)
bölme bitişi
311Computer
split-(noun)
bölme sayısı
312Computer
split-(noun)
bölme çubuğu
313Computer
split-(noun)
dışa dikey kapama
314Computer
split-(noun)
dışa yatay kapama
315Computer
split-(noun)
dikey bölme
316Computer
split-(noun)
eksenleri bölme
317Computer
split-(noun)
hücre bölme
318Computer
split-(noun)
içe yatay kapama
319Computer
split-(noun)
içe dikey kapama
320Computer
split-(noun)
kolon ayırıcı
321Computer
split-(noun)
nokta böl
322Computer
split-(noun)
sütun ayırıcı
323Computer
split-(noun)
yarık
324Computer
split-(noun)
yatay bölme
325Computer
split-(noun)
yarım pencere
326Computer
split-(noun)
yarım pencere
327Computer
split-(noun)
yarım pencere çubuğu
328Computer
split-(expression)
alt belge böl
329Computer
split-(expression)
böl
330Computer
split-(expression)
bölmeyi kaldır
331Computer
split-(expression)
çerçeve böl
332Computer
split-(expression)
çalışmakitabı kesme böl
333Computer
split-(expression)
çerçeveyi böl
334Computer
split-(expression)
hücreleri böl
335Computer
split-(expression)
görev böl
336Computer
split-(expression)
hücre böl
337Computer
split-(expression)
eksenleri böl
338Computer
split-(expression)
özgünden çoklu ayırmayı onayla
339Computer
split-(expression)
özgünden ayır
340Computer
split-(expression)
özgünden ayırmayı onayla
341Computer
split-(expression)
paragraf böl
342Computer
split-(expression)
satırlara böl
343Computer
split-(expression)
pencereyi böl
344Computer
split-(expression)
pencereyi böl
345Computer
split-(expression)
tabloyu böl
346Computer
split-(expression)
tablo böl
347Computer
split-(expression)
veritabanını böl
348Computer
split-(expression)
yarım pencereyi kapat
349Computer
split-(expression)
yarı pencereleri böl ve dondur
350Informatics
split-(noun)
bölünmüş ekran
351Informatics
split-(noun)
bölünmüş pencere
352Telecom
split-(noun)
anahtar bölmeli
353Telecom
split-(noun)
atsırtı
354Telecom
split-(noun)
ayrılma
355Telecom
split-(noun)
bölünmüş ufuk güncellemesi
356Telecom
split-(noun)
bir terminal cihazına yapılan çoklu bağlantı
357Mechanic
split-(noun)
bölünebilir gövde
358Textile
split-(noun)
çift iğneli iptalli kilit dikiş makinesi
359Textile
split-(noun)
çift iğneli kilit dikiş makinesi
360Textile
split-(noun)
iptalli kilit dikiş makinesi
361Textile
split-(noun)
iğne transportlu, iptalli, çift iğneli kilit dikiş makinesi
362Textile
split-(noun)
sırçalı yarma deri
363Textile
split-(noun)
yarma deri
364Construction
split-(noun)
split akış
365Automotive
split-(noun)
ayrık manifolt
366Automotive
split-(noun)
ayrılmış manifold
367Automotive
split-(noun)
bölünmeli katlanır arka koltuklar
368Automotive
split-(noun)
bölünme noktası
369Automotive
split-(noun)
bölünmeli katlanır arka koltuklar
370Automotive
split-(noun)
bölünmüş arka cam
371Automotive
split-(noun)
bölünmüş çevrimli motor
372Automotive
split-(noun)
bölünmüş fazlı motor
373Automotive
split-(noun)
bölünmüş fren düzeni
374Automotive
split-(noun)
bölünmüş karter
375Automotive
split-(noun)
bölünmüş kılavuz halka
376Automotive
split-(noun)
bölünmüş püskürtme
377Automotive
split-(noun)
bölünmüş sıra tipi ön koltuk
378Automotive
split-(noun)
bölünmüş sürtünmeye sahip yol yüzeyi
379Automotive
split-(noun)
değişken tork bölünmesi
380Automotive
split-(noun)
delik ölçme aleti
381Automotive
split-(noun)
eş bindirme
382Automotive
split-(noun)
güç ayırma düzeneği
383Automotive
split-(noun)
güç bölünmeli hibrid
384Automotive
split-(noun)
kes ve kaynakla
385Automotive
split-(noun)
katlanır arka koltuk
386Automotive
split-(noun)
mü bölünmesi
387Automotive
split-(noun)
ortada zayıf atış
388Automotive
split-(noun)
ön-arka bölünmeli iki devreli fren
389Automotive
split-(noun)
parçalı arka aks kovanı
390Automotive
split-(noun)
parçalı jant
391Automotive
split-(noun)
parçalı ön cam
392Automotive
split-(noun)
parçalı tip arka krank keçesi
393Automotive
split-(noun)
tork bölünmesi
394Automotive
split-(noun)
üçgen çift fren devresi
395Automotive
split-(noun)
yarık etekli piston
396Automotive
split-(noun)
yarıklı rondela
397Transportation
split-(noun)
belirli bir yerde ve zamanda kullanılan ulaşım modu oranlarının dağılımı
398Railway
split-(noun)
çatlak travers
399Aeronautic
split-(noun)
ayırıcı dak
400Aeronautic
split-(noun)
burnu yarık flap
401Aeronautic
split-(noun)
önden yarık flap
402Marine
split-(noun)
çamur gemisi
403Marine
split-(noun)
çamur mavnası
404Marine
split-(noun)
dökü gemisi
405Medical
split-(noun)
bölünme oranı
406Medical
split-(noun)
kısmi kalınlıkta deri grefti
407Medical
split-(noun)
yarıya bölüm güvenirliği
408Psychology
split-(noun)
bölünmüş beyin
409Psychology
split-(noun)
bölük-yarı güvenilirliği
410Psychology
split-(noun)
bölünmüş kişilik
411Psychology
split-(noun)
iki yarım test güvenirliği
412Food Engineering
split-(noun)
beyazlatılmış şak badem
413Statistics
split-(noun)
bölünmüş çizişler tasarımı
414Statistics
split-(noun)
bölünmüş çizişler yöntemi
415Statistics
split-(noun)
bölünmüş çizişler etki karışımı
416Statistics
split-(noun)
bölünmüş öğeler yöntemi
417Statistics
split-(noun)
bölünmüş sınama yöntemi
418Marine Biology
split-(noun)
çatallı halka
419Botanic
split-(noun)
delikli yaprak
420Botanic
split-(noun)
devetabanı
421Agriculture
split-(noun)
sarı mercimek
422Education
split-(noun)
bölünmüş dikkat etkisi
423Linguistics
split-(noun)
ayrık tümcecik
424Linguistics
split-(noun)
ayrık eylemlik
425Linguistics
split-(noun)
ayrık geçişsizlik
426Linguistics
split-(noun)
ayrık uyum
427Linguistics
split-(noun)
iki yarılı geçerlik
428Linguistics
split-(noun)
iki yarı katsayısı
429Linguistics
split-(noun)
yarıya bölme yöntemi
430Linguistics
split-(noun)
yarıya bölümlü geçerlik
431Linguistics
split-(noun)
yarıya bölümlü katsayı
432Linguistics
split-(noun)
zarf ile ikiye bölünmüş mastar
433Linguistics
split-(adjective)
ayrık
434Geology
split-(noun)
72 façetalı pırlanta
435Geology
split-(noun)
simetrik atış ortadan arazi açılımı
436Military
split-(noun)
ayrılmış dikey fotoğraf
437Military
split-(noun)
bindirmeli çift kamera
438Military
split-(noun)
çatal kundak
439Sport
split-(verb)
defansı yarmak
440Sport
split-(noun)
ayrık karar
441Sport
split-(noun)
ayrılmış karar
442Sport
split-(noun)
çizgi uç oyuncusu (amerikan futbolu)
443Sport
split-(noun)
müsabaka sonunda üç hakemden ikisinin birbirinden farklı kararlar alması sonrası üçüncü hakemin verdiği nihai karar
444Volleyball
split-(noun)
erken yarma
445Volleyball
split-(noun)
yarma
446British Slang
split-(noun)
kadın

💡 Kullanım İpucu

"split-" kelimesi 446 farklı anlamda kullanılabilir. Cümle içindeki bağlama göre doğru anlamı seçmek önemlidir.

🔍 Benzer Kelimeler

"split-" kelimesi ile ilgili diğer kelimeleri de keşfedebilirsin.

Kelime Aramaya Git